We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ne yersin kozumu?

103 24 1
26.06.2022

Türkü, “aşığı kül eyler sendeki ziya” dizesine gelip dayanınca gülümserdi her seferinde. O eski, yaralı, uzakta kalmış geçmişe yaslanır ve genişletirdi gülümsemesini. Sonra üzülürdü, ama hatırlamazdı neye üzüldüğünü.

İhsan, yurtdışında iyi bir eğitim almış, akademide çabucak yükselmiş, kendisine denk gördüğü bir başka akademisyenle mantık evliliği yapmıştı. Sevmişti de onu çok. Hoş, hala da çok severdi.

“Hayatımın fırsatıydı” diye tanımladığı o fırsat karşısına çıktığında yine de kurulu düzenini, verili hayatını değiştirmek fikri ona çok uzak gelmişti. Fakat teklif de reddedilecek gibi değildi. Memleketin en büyük gruplarından biri “gel, bütün işletmelerimizin başına geç” demişti zira.

Üniversitedeki küçücük odasından, Boğaz gören kocaman bir yönetici odasına ilk geçtiğinde “bu iş tamam” demişti kendi kendine.

O iş de tamam olmuştu aslında. Hayalini bile kuramayacağı kadar çok para kazanmaya başlamış, yönettiği şirketler grubunu istikrarlı şekilde büyütmüş, hatta grubun küçük ortağı haline gelmişti birkaç yıl içinde.

Yaş öyle böyle 40’ı geçince “her şeyin zirvesinde, kendisinin uzağında” bir yerde buldu kendini. Ne yapsa, nasıl etse içindeki o devasa boşluğu dolduracak bir şey bulamıyordu. Dünyanın dört bir yanını gezmeyi denedi önce. Ardından kadınları denedi. Kokainin tadına baktı. Dolmadı. Dolduramadı. Güç yetiremedi o boşluğa.

“Böyleyken böyle” dedi patronlara, “o kadar yoruldum ki izninizi isteyeceğim. Ege’de, küçük bir kasabada yaşamaya........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play