We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hicr’in develeri, Ebla’nın bebeleri

187 50 0
19.01.2020

Tufan olmuş, sürüngenler, dört ayaklılar ve kanatlılar Nuh’un gemisinden dünyaya tekrar dağılmışlardı. Nuh peygambere iman edenler “yeryüzünü cennet bahçelerinden bir bahçe haline getirmek için” dünyanın dört bir yanına dağılmışlar, şehirler kurmuşlardı.

Vay hayıf ki insan unutkandır, nankördür. Hicr’i “cennet bahçelerinden bir bahçe yapmak” için kuran Müminler de zaman içerisinde unutmuş, nankörlük etmişlerdi. Semud kavminin evlatları Rabbi unutmuş, heves kuyusunun kör karanlığında mahsur kalmışlardı. Zenginler fakirleri eziyor, şehirde her türlü adaletsizlik dalga dalga yayılıyor, Rabbi bırakıp putlara tapanlar her türlü kötülüğü yapıyorlardı artık.

Salih peygamber geldi bu yönünü kaybetmiş, pusulasız kente. Ay yüzlü bir gençti. Kavminin en ahlaklı insanıydı. Adem’in ve Şit’in, İdris’in ve Nuh’un varisiydi Salih.

Kollarını iki yana açarak kavmine seslendi: “Ey kavmim! Size bir faydası olmayacak bu putlara tapmaktan vazgeçin. Zulümden vazgeçin. Adaletsizlikten vazgeçin.”

İnanmadılar ona. İnansalar sırça köşkleri dağılacak, heves kuyusu kuruyacaktı çünkü. “Şüphesiz sen delirdin” dediler ona. “Madem peygambersin bize bir mucize göster” dediler.

İşte böyle başladı kayanın yarılıp içinden bir devenin çıkması. Gösterişli, güzel bir dişi deve… Hem öyle ki, Hicr’in bütün kadınları her istediklerinde deveyi diledikleri gibi........

© Yeni Şafak