We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Genelkurmay Başkanı’ndan tekke ve zaviyelere uzanan kimi yollar

172 13 10
06.08.2022

Benim gibi gençliği o berbat 90’larda heba olmuş kuşaktansanız memleketin sinir uçlarıyla oynamanın ne korkunç sonuçlar doğuracağını ne yazık ki çok ama çok iyi bilirsiniz demektir. Madımak’tan Başbağlar’a, Müslüm Gündüz’den Ali Kalkancı’ya, Susurluk’tan Akyazı’ya, yakılan köylerden asker tarafından brifing verilen medyacılara kadar 90’lar dibine kadar berbat yıllardı.

Gençliği 90’larda heba olan biri olarak dün, “bu şahane bir şey yahu” dediğim bir an yaşadım. Onunla başlayayım. Dün, görev süresinin uzatılması vesilesiyle Genelkurmay Başkanı’nın ismini öğrenmiş oldum. Yazıda tekrar adını verebilmek için Google araması yaptım. Paşanın adı Yaşar Güler imiş. Gençliğim, isimlerini mıh gibi beyninize çakan Genelkurmay Başkanları’nın memlekete ayar üzerine ayar vermesiyle geçti ve ben 46 yaşıma geldiğimde görev süresi dolmuş Genelkurmay Başkanı’nın adını görev süresinin uzatılması vesilesiyle tesadüfen, haberlere bakarken öğrendim. Bu, memleketin sinir uçlarının, en azından bir kısmının epeyce normalleştiği anlamına gelir mi? Evet ve elbette.

Şurası kesin: Türkiye’nin sinir uçları ile oynamak eskisi kadar kolay değil ve fakat hepten de imkânsız değil hâlâ.

Zannediyorum üç büyük fay hattı kaldı geriye. Bunlardan ilki hemen hepimizin bir ucundan müdahil olmak zorunda kaldığı “yaşam tarzı” tartışması… Kabaca “sekülerler ile muhafazakârlar” diye ortadan ikiye ayrıldık. Bana sorarsanız gereksiz, saçma sapan bir ayrılık bu ama yine bana sorarsanız memlekette politikacılar bu ayrımı “çok bereketli bir saha” olarak gördükleri için hemen hepimiz bu sanal, suni tartışmanın zokasını yutuyoruz.

Tabii ve elbette kendi yaşam tarzımıza bir saldırı, bir aşağılama........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play