We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çanakkale geçilir mi?

138 41 1
18.06.2022

“LGS sınavından sonra seni istediğin yere götüreyim, biraz kafan dağılsın” diye kızıma söz vermiştim. O da Bursa, Efes, Çanakkale rotası çizdi. Bugün, bir hafta süren o rotanın son günü. Allah izin verirse siz bu yazıyı okurken ben İstanbul’a, evime dönmüş olacağım.

Önce küçük bir gözlemle başlayayım. Bu yıl bir şekilde “tatil yapmak” isteyen herkesin Allah yardımcısı olsun. Ne yakıt maliyetiyle başa çıkılabiliyor ne barınma masrafıyla ne de yeme-içmeyle. Nereden baksan zor. Gerçi ben “maaşını dolarla alan yandaş yazarım” çoğuna göre. Dolayısıyla “sana dokunur mu beee” deyip geçecekler, onu da biliyorum. Türkiye’de herkes tanımadığının, bilmediğinin düşmanı zira uzun süredir. Ama ilgilenenler için yine de söyleyeyim. Bu hayat pahalılığı ile tatile çıkmak hiç iyi fikir değilmiş.

İki başat mesele dönüp durdu tatil boyunca kafamda. İlkinden başlayayım. Biz, Türkiye Cumhuriyeti olarak bu müze meselesini öğrenmişiz gibi görünüyor. Hem Efes, Troya gibi ören yerlerindeki müzecilik yaklaşımımız hem de Troya Müzesi, Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, Kızılay Ağadere Müzesi gibi tematik müzelerde dünya standartlarının hiç altında kalmayan hatta bazen o standartları aşan bir müzecilik söz konusu. Üzerine bir de şu pahalılıkta yıllığına 60 TL verilen müze kartlarla buraları gezebiliyor olmak büyük saadet.

Osmanlı’nın ve Türkiye Cumhuriyeti’nin erken dönemlerinin arkeoloji tarihinin “bir çeşit hırsızlık tarihi” olduğunu hep anlatırdım kızıma. Bu kez müzeleri gezerken canlı, ispatlı şekilde gösterme şansım da oldu ona bu durumu. Schliemann ve benzeri hırsızların Troya’dan, Efes’ten, Hatay’dan, Çorum’dan çalıp çalıp götürdüğü ve bugün Moskova’da, Berlin’de, bilmem hangi müzede sergilenen hazinelerimizin varlığını bilmek can yakıcı. Kaldı ki bu organize hırsızlığın bilhassa Cumhuriyetin ilk yıllarında........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play