Boynuzlu kimdir, nedir boynuzsuzun alacağı?
Boynuzlu kimdir, nedir boynuzsuzun alacağı?
Son zamanlarda “haklının acelesi yok” kalıbını aradan pek çok vesileyi, pek çok nedeni, pek çok süreci de atarak “Allah’ın acelesi yok” kalıbına döndürdü zihnim. Çünkü “mutlak haklı” sadece O’dur, acelesinin olmaması da son derece anlaşılabilir bir şeydir.
Bilirsiniz, insanın dünyada “mutlak adalet” beklemesi onun hamlığına işaret eder. Adaletin mutlaklaştığı, her seferinde ve her olayda tecelli ettiği bir dünya hayali kurulamaz. Çünkü insan, fıtratı gereği adaleti dışsal, dışrak bir şey olarak konumlar. Kendisine karşı bir “adil düzen” geliştirmekte zorlanır. Eh, bu da bir bakıma anlaşılabilir bulabileceğimiz bir şeydir. Ne olursa olsun kendi menfaatine doğru akma eğilimindedir insanoğlu. Kendi menfaatine akma başarısı göstermeyene de “saf” der bu yüzden.
O halde sorumuz şudur: İnsanın kendine adil olması ya da daha doğru ifadeyle kendisine adil davranmaya çalışması neyle, nasıl imkanlı olabilir?
Şimdi ben bu soruyu davranış bilimleri uzmanı bir ağabeyime sorsam muhtemelen “adaleti bir davranış kalıbı, bir refleks haline getirerek” diye cevap verecek. O şahane psikiyatrist dostuma sorsam........
