We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bize ne kaldı size ne kaldı?

141 18 30
16.07.2022

Bir “kıldan ince kılıçtan keskin” gece idi. Mahşer yerine dönmüştü ortalık. Orada bize, bin yıldır burada yaşayıp bin yıldır burada ölen bize “memleketin namusunu korumak” kaldı. Şu uzun sayılabilecek ömrüm boyunca bana düşen daha önemli bir vazife yoktu. Bundan sonrasında da olur mu bilmem.

Göğsümüzün önde, başımızın dik, ellerimizin havada olduğu o kıldan ince kılıçtan keskin gecede bize cesaret kaldı. “Bir adım geriye gitmeyen” cesaret. Yürüyerek ölüme giden cesaret. Memleketi kurtarmak için aceleyle çıkılan sokakların ve “ölürsek kefenimiz üzerimizde olsun” diye düşünüldüğü için sandıktan çıkarılan ihramların cesareti. Memleket için gözünü kırpmadan ölebilmenin cesareti.

Zaten bize ait olan göğün zaten bize ait olduğunun bir kez daha anlaşılmış olması kaldı bize. Okunan salalar da bunun böyle olduğunun bir teminatı olarak asıldı göğe. Bir ziynet gibi aydınlattılar gecenin karanlığını. Her an anlamını yeniden buldu yaşamak ve her an dünyanın en anlamlı meselesi haline geldi ölebilmek. Ve yaşamakla ölebilmek arasındaki farksızlığın farkını “Essalatu vessalamu aleyke ya Resulullah” ünlemesi belirledi sadece.

Şehitlerimiz kaldı bize. Bize, o kimsenin kimseye faydasının dokunmayacağı günde “bunlar da orada, bizimleydi. Biz şehit olduk, bunlara nasip olmadı” diyerek şahitlik edeceklerini umduğumuz pırıl pırıl, kanları karanlığı aydınlığa çeviren şehitlerimiz kaldı. Doğrulup koşarken de vurulup düşerken de bizim en iyilerimiz onlardı. Önden gidenlerimizdi onlar. Soluk soluğa koşan atları kıvılcımlar çıkarırken düşmana hücum eden süvarilerimizdi. Cesaretlerinin zekatını verseler dünyanın bin yıl daha........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play