Türkiye İzmir gibi yönetilseydi

Siyasette bazı sorular vardır; cevap üretmek için değil, zihniyetleri teşhir etmek için sorulur. “Türkiye son 20 yıldır İzmir’i yöneten bir anlayışla yönetilseydi bugün hangi ülkeden söz ediyor olurduk?” sorusu da tam olarak böyledir.

Cumartesi günü saat 14.00’te Birlik Vakfı’nda güvenlikten dış politikaya, Türkiye siyasetine uzanan bir çerçevede yaptığım konuşmada bu soruyu özellikle merkeze aldım. Çünkü Türkiye’nin bugün geldiği nokta, yalnızca yapılanların değil, yapılmayanların, ertelenenlerin ve bilinçli tercihlerle dışarıda bırakılanların da neticesidir.

Birlik Vakfı denince insanın zihninde ister istemez eski Meclis Başkanımız İsmail Kahraman abi gelir: Fedakârlıkla ve kahramanlıkla yürütülen bir mücadelenin, yarım asır sonra toplumsal hafızada ne denli kalıcı izler bıraktığını görmüş oluyoruz.

Konuşmama öğrencilik yıllarımdan bir hatırayla başladım. 1987 yılı… Üniversite öğrencisiyim. Türkiye’de ideolojik sertliğin, radikal tartışmaların, neredeyse kavga havasında geçen panellerin hâkim olduğu bir dönem. Milli Gençlik Vakfı’nda öğrenci liderliği yapıyorum. Bursa’dan İstanbul’a gelmişim. Bir gün Birlik Vakfı’nın önünden geçerken içeride bir konferans olduğunu fark edip arka sıralardan bir yere oturdum.

Kürsüde rahmetli Prof. Sabri Orman vardı. “Gazali’de İktisat Teorisi”ni anlatıyordu. O günlerin gürültülü, sert ve çoğu zaman yüzeysel tartışmalarının aksine, son derece dingin, derinlikli ve vakur bir üslup… Genç bir öğrenci olarak içimde şu kanaat oluşmuştu: Uzun soluklu olan yol bağırarak değil düşünerek konuşanların yoludur.

Aradan yaklaşık otuz yıl geçti. Aynı mekâna bu kez konuşmacı olarak........

© Yeni Şafak