Maduro’nun kaçırılmasından sonra hangi cümleler kurulur? Peki, biz nereye el koyalım? Rum Kesimi’ne mi, Adalar’a mı! Madem böyle bir dünya kurdunuz, biz de iddialarımızla sahne alıyoruz. İsrail-BAE eli bütün coğrafyada kesilmeli... |
ABD, Venezuela’ya bir gece baskını yaparak, Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırdı. Saldırı öncesi Başkent Karakaş’ın elektrikleri kesildi, Cumhurbaşkanı korumaları öldürüldü, Maduro ve eşi yatağından sürüklenerek götürüldü.
Karanlık noktalar çok fazla. O sırada Venezuela ordusu ne yapıyordu, ülkedeki muhalefet ABD’ye ne kadar ve nasıl destek verdi, bazı askeri birlikler ve komutanlar ABD ile ne kadar ve ne tür iş birliği yaptı?
BATI MEDENİYETİ VAHŞET, TALAN, HIRSIZLIK ÜZERİNE KURULMUŞTUR!
Bunlar zamanla açığa çıkacak. Bir ülkeye el koymak, dünyanın en zengin petrol kaynaklarına el koymak, altın ve elmas madenlerine el koymak, devasa demir yataklarına el koymak ve daha birçok zenginliğin yağmalanması, çalınması…
Beş yüz yıllık Batı sömürgeciliğine, dünya genelinde uyguladıkları vahşet tarihine bir örnek daha eklendi. Batı medeniyeti soykırım, yağma, hırsızlık, talan üzerine kuruludur.
Yüzyıllardır gücü ellerinde tuttukları için, dünya genelinde canını yakmadıkları, kanını akıtmadıkları tek bir millet kalmamıştır.
DÜPEDÜZ HAYDUTLUK, KORSANLIK…
Dübedüz bir haydutluk, korsanlık örneği izledik. Saldırıdan önce Venezuela’nın petrol tankerlerini çalıyorlardı. Şimdi Devlet Başkanı’nı kaçırdılar. Büyük bir küstahlıkla ülkeye el koyduklarını söylediler, petrolü ABD şirketlerine nasıl peşkeş çekeceklerini konuştular.
Ellerini ve ayaklarını kelepçeleyip, gözlerini bağlayıp ABD’ye götürdüler. Her adımı ABD’nin güç reklamı için önceden planlanmış şekilde fotoğraflar, görüntüler servis ettiler. New York sokaklarında gezdirip teşhir ettiler. Bir ülkeye, bir Devlet Başkanı’na hakaretler edip aşağıladılar.
ASLINDA AŞAĞILANAN BİZDİK, İNSANLIKTI…
BÜTÜN GÜNAHLAR SESSİZLİKTEN GÜÇ ALIR!
Aslında aşağılanan Maduro değildi. Venezuelaydı, bizdik, insanlıktı, dünyanın tamamıydı. Gazze’de soykırım yaparken, bebekleri sistematik biçimde öldürürken nasıl dünya ile alay ediyorlarsa yine öyle alay ettiler.
Bütün günahlar, bütün büyük suçlar, bütün insanlık felaketleri, insan ırkının sessizliğinden güç alıyordu ve yine öyle oldu.
“Yahudi Kabile Devleti”nin başkanı ABD’ye gitti, Trump’la görüştü ve saldırı planlandı. İki soykırımcı baş başa verip, İsrail aleyhine, Filistin halkının ve insan onurunun yanında saf tutan bir adama böyle “ceza” veriyordu.
Yargılanması gerekenler yargılıyor, insanlık ailesi içinde yaşamaması gerekenler hayatlar üzerine kararlar veriyordu. Bir Orta Çağ Avrupa haydutluğu 21. yüzyılda tekrarlanıyordu.
İSRAİL’İN KIYAMETİ, ABD’NİN LANETİ: BU GÜÇ GÖSTERİSİ DEĞİL, KORKUDUR!
Kıyamet öncesi zulüm artardı. İsrail’in kıyameti öncesi zulüm arşa yükseliyor, ortağı ABD, insanlığın gözünde açık biçimde lanetleniyordu.
Bu kadar kaba, barbar, görgüsüz ve devlet ciddiyetinden uzak kabadayı tavırların elbette bir bedeli olacaktı. Ama tarih uzun bir süreçti ve bir insan ömrüne her şey sığmazdı.
Aslında yapılan bir güç ispatı değildi. Bir zayıflıktı. Zayıf bir isim üzerinden çirkin bir kabadayılığa ancak özgüveni yoksun, gelecek korkusu olan ülkeler başvururdu.
ABD’nin kabalıklarının artması gelecek korkusu işaretidir. İsrail’in barbarlığının sınırları aşması, yarın korkusundandır.
İlk insandan bu yana biliyoruz ki; böyle azgınlaşan toplumların veya devletlerin tarihten silinişi hızlanıyor. İnsan ailesi er ya da geç bir bedel ödetiyor.
“
KABİLE DEVLETİ” İNTİKAM ALIYOR...
ŞİLİ’DEN KOLOMBİYA’YA KADAR “YAKIN ÇEVRE” TASFİYESİ BAŞARILI........