İki dünyanın çarpışması: Batı’nın “Coğrafya imhası”, Türkiye’nin “Coğrafya inşası.” İki yüz yıl sonra ilk kez! Ve bunu bin yıl sürdüreceğiz.

“Coğrafya silahtır”

söylemini, uzun süredir düşünce dünyamın baş köşesine koydum.

Türkiye’ye, yaşadığımız bölgeye, dünyaya

bakarken,

coğrafyanın gücü ve milletlerin kaderi

üzerinden bakmayı ilke edindim.

Buradan görünen fotoğrafın, sadece Türkiye’nin bugününü ve fırsatlarını değil,

siyasi tarihin biçimlenmesini, geleceğin şekillenmesini

nasıl da

formatladığını

, önümüze nasıl bir yol çizdiğini gördüm.

Günübirlik tartışmaların ülkesi Türkiye’de

, ne yazık ki,

yüzyılların şifrelerini barındıran

bu bakış açısı yeterince ele alınmıyor.

Kolay ve berrak

olan bu bakıştan hareket etmek yerine,

zihin karartıcı, beyin felç edici

labirentler içinde yuvarlanıp duruyoruz. Bugünün Türkiye’sine yön biçerken bu tartışmasız doğruların peşinden pek gitmiyoruz.

TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN: ANADOLU’DAN-KIZILDENİZ’E…

Önceki gün, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında; Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı birbirine bağlayacak bir demiryolu mutabakatı imzalandı.

Oldukça kapsamlı, Suriye’nin yeniden inşasını da içeren bun anlaşma, beş yüz milyar dolarlık bir ticaret potansiyelini barındırmanın ötesinde, çok daha kalıcı olan, coğrafya entegrasyonu için dev bir adımdı.

Türkiye ile Basra Körfezi’ni birbirine bağlayan Güney Koridoru projesinden sonra bu proje, Türkiye ile Arap Yarımadası’nı, Kızıldeniz’e kadar birbirine bağlayacak. Türkiye’nin Somali, Sudan gibi, Kızıldeniz’in doğu tarafında yürüttüğü ortaklıklar projesi, şimdi de Arap Anakarası ile bütünleşiyor.

KITALARI VE DENİZLERİ BİRLEŞTİRMEK. BÜTÜN PROJELİRİN OMURGASI BİZİZ!

Böylece, Kızıldeniz-Basra Körfezi-Anadolu ortak bir ekonomik havzaya dönüşüyor. Ekonominin dışında jeopolitik, güvenlik eksenli bir gelecek planlamasının da ilk adımları atılmış oluyor. Artık İran sınırından Doğu Afrika’ya kadar; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Basra Körfezi, Hint Okyanusu arasında bir ekonomik havzanın oluşmaya yüz tuttuğunu açıklıkla söyleyebiliriz.

Bu haritayı biraz daha genişletelim: Çin’den Londra’ya uzanan Orta Koridor dünyanın lojistik can damarı olacak. Batı’nın nefes alabileceği belki de tek hat olacak.

Her ne kadar bu koridorun doğusu Çin, batısı Londra olsa da, ana istasyonları Türkistan’dır. Omurgası, bel kemiği Türk Devletleri’dir, bizim coğrafyadır. Orta Asya’dır, Kafkaslar’dır, Anadolu’dur.


İKİ YÜZ YILDIR BU TALANI, BU “İMHA”YI İZLİYORUZ.

Dünyadaki sekiz deniz geçiş koridorundan, kanalından altısı “bizim coğrafya”da. Kara ticaret koridorlarının hemen........

© Yeni Şafak