İslâm’da devlet ve siyaset var mıdır?
Siyaset kavramı bugün, bazı metinlerde şöyle açıklanıyor:
“Birden fazla kişiyi etkileyen kararlar almak ve uygulamak siyasetin temelidir. Hükümet etme sanatı olarak da tanımlanır; kamu otoritesinin, genel kurallar çerçevesinde (özellikle kamu hukuku ve toplumsal değerler doğrultusunda) yönetimi sağlama sürecidir. Siyaset, yalnızca devletle ilgili değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın her alanında görülebilir.”
Kişinin Müslümanlığı, inanmak, bilmek ve yapmakla gerçekleşir. İslam’a iman eden, dini doğruca öğrenen Müslümanların fert, aile, cemiyet ve bütün insanlığa yönelik ilâhî emirlere uygun yaşaması (yapmak) farzdır. Bu farz, imkanlar çerçevesinde yerine getirilir, Allah Teâlâ kulunu, gücünün yetmediği bir şey ile yükümlü kılmaz, imkanlar daraldığında hikmete riayet edilerek genişletilir.
Laik sistemlerin ilkesi dini, devlet ve siyasetten ayırmaktır.
Vahiy ve din, İslam’ı diğer sosyal kurumlardan (ilim, siyaset ve ekonomiden) ayırma ve dinin bunlara müdahalesini önleme hüküm ve talimatını getirmemiştir. Tam aksine temel kaynaklarda, ferdi ve cemiyeti ilgilendiren hemen her şey hakkında ya doğrudan ya dolaylı olarak emir, tavsiye, bilgilendirme, yol gösterme… vardır.
Kur’an-ı Kerim ve Sünnet kaynakları ile asırlar boyu sahabe, tâbiûn ve diğer nesillerin icmaı ile sabittir ki, İslam’a göre düşünce, duygu ve düzen sahalarında insan kendi kendine yeterli değildir, onun bir........
