Tabiatın bilgeliğinden uzakta
Modern şehirlerde yaşayarak tabiatla irtibatımızı büyük ölçüde kaybediyoruz. Bunu söylerken gerçek tabiatı kastediyorum elbette; etrafı çevrilmiş, dizayn edilmiş, çimlerine basılmayan, bitkilerine dokunulmayan, gölgesinde oturulamayan, beton ve ahşap görünümlü plastikle çevrili kentsel yeşillik takviyelerinden değil! Böylesi suni yeşillendirme gayretleri şehirlere biraz renk getiriyor ama bize tabiatla tabii düzeni içinde iç içe olma, tabiatı yaşama, tabiatı gözleme ve dinleme imkanını vermiyor. Çünkü etrafı çevrili bu yeşillendirme bölgelerinde halen şehrin içindeki bir hava boşluğunda nefes almaya çalıştığımızı biliyor oluyoruz. Orası şehir geriliminin ancak bir miktar azaldığı bir yer, hiç olmadığı bir yer değil kesinlikle. Öyle sansanız bile klakson sesleri, trafik uğultusu size sık sık içinde yaşadığınız gerçeği hatırlatıyor.
Artık modern şehir gerçekliğine teslim olmuş, tabii olanın yerine peyzajını koymaya isteyerek ya da istemeden rıza göstermiş durumdayız hepimiz. Tabiatla irtibatımızı kaybetmenin bize kaybettirdiği şeyler çok önemli oysa. Biz etrafımıza ördüğümüz yeni modern yaşantı düzeni içinde değişip dönüşüyor, fıtrî ihtiyaç ve hassasiyetlerimizi büyük ölçüde kaybediyoruz. Tabiat öyle değil, tabiattaki hiçbir canlı, kendi tabiatının dışına çıkamıyor, çıktığında hayatiyetini sürdüremiyor. Melekler gibi onlar,........
