menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kış çeşitlemesi

45 0
thursday

Karla şiirsel bir ilişkimiz vardı eskiden. Şimdi öyle incelikli ve derin bir bağlantı kuramıyoruz karla, kar taneleriyle. Çocuklar kar yağınca okullar tatil olur mu acaba diye düşünüyor; kardan adam yapabilecekleri, kızak kayabilecekleri ya da kartopu oynayabilecekleri kadar da kar yağmıyor pek zaten. Büyükler içinse daha çok yollar kapanır mı, trafik kilitlenir mi, işler aksar mı, borular patlar mı, doğalgaz faturası şişer mi meselesi oluyor kar yağışı! Geçmişte de zordu hayat, kışlar çok daha ağır şartlarda yaşanırdı ama bu kar ‘romantizm’ini yaşamanın önüne geçemezdi bütün bunlar. Şimdi içine düştüğümüz meşguliyetler döngüsü hayatla duygusal ilişkiler kurmamıza imkan vermiyor. Özellikle biz yetişkinler için böyle bu!

Vigdis Hjorth Norveçli bir romancı… ‘Annem Öldü Mü’ isimli kitabında muhtemel ki ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği kış mevsimlerinin hayata (ama gerçek hayata) neler getirdiğini, bizim hiç farkında olmadığımız ayrıntılar üzerinden şu satırlarla anlatıyor: “Geceler kısalıyor. Saklandığım inden son yaprakların dökülüşünü seyrediyorum, cüce huş ağaçları kızarmış, kara yosunu grileşmiş, karanlık çöktüğünde çimenler uykuya dalıyor, böcekler ölüyor ya da kış uykusuna yatıyor, her şey kışı, çelik gibi soğuk geceleri bekliyor. Hatıraların beklediği kocaman çam ağaçlarının gölgesinde tek başına bir turuncu böğürtlen........

© Yeni Şafak