Kır çiçeklerinin uzağında…
Kır çiçekleri yeryüzünde birer asalet timsali olarak açıyor her mevsim; eşsiz güzellikte olmak onların tabiatı. En fazla karşıdan bakıp bir kır manzarası görüyoruz biz, arabalarımızla yanlarından geçip giderken. Çoğumuz onu bile yapmıyoruz artık hatta! Oysa her bir kır bitkisi zamanı geldiğinde bin bir gayretle toprağın bağrından çıkarıyor kendini ve güneşe doğru uzanıyor ki, her bir güzellik çiçeklerinde vücut bulsun, alem onları temaşa etsin. Melekler gibi onlar, yaptıkları her şeyi murad-ı ilâhî ile yapıyor, sevk-i ilâhî ile hareket ediyorlar. Bilsek, gözlesek, anlamaya çalışsak, idrak etmeye gayret etsek, kırlarda her daim fısıldanan o sırra can kulağımızı verebilsek, belki yitik hafızamızı adım adım geri kazanabilir, hakikatin hayat bilgisinin talibi olabilirdik.
Ahmet Murat’ın ‘Avarelik Görgüsü’ isimli kitabında neden her şeyin tükenmeye yüz tuttuğu yerde yeniden başlamanın yolunu bulamadığımıza ve yeniden başlayabilmek için neye ihtiyacımız olduğuna dair ipuçları var: “Kır çiçekleri, kuş sesleri, taze ot kokusu, berraklaşan gök mavisi.. Bütün bunlar bizde hayata yeniden başlama hevesini uyandırır.”
Yolların çıkmaza döndüğü yerde durup her şeye yeniden başlamak için yeniden kendine dönmesi gerekiyor insanın. Başladığı yere! Yolları tüketen........
