Bahar güzellemesi, bölüm bilmem kaç! |
Bahar kapıda, kimine geldi, kimine geldi gelecek. İçimizde ağaç dallarında tomurcuğa duran çiçeklerin sevinci ve heyecanı var mı peki? Olsun mutlaka! İnsan heyecanıdır, canı heyecanı kadardır. İçler titresin heyecandan. Baharın ayak seslerine kulak verilsin, kapılarda beklensin bahar, pencerelerde beklensin. Hayallerde beklensin. Çırpılsın o heyecanla ipek kanatları gönüllerin. Avuçlar açılsın, güneşin öncü süvarileri biriktirilsin avuç içlerinde. Goncalar gül olmak için açılır da avuçlar pürniyaz olmaz mı? Bir niyazdır bu madem, içinde heyecan biriktiren o avuçlar sükunetle yüzlere sürülsün, nûru içlere çekilsin. Bahardır gelen, içimizin her köşesine nida etsin bir münadi! Uyansın uykuda unutulmuş neyimiz varsa! Uyansın mahmur kırlar gibi, çimenler çiçekler gibi, dereler tepeler gibi! Uyansın canımız, çıksın kozasından, bin bir renkli kelebekler gibi!
Hazreti Mevlânâ, baharın getirdiği dirilişin sadece tabiata değil, insana, cana, insanın tabiatına da gelip ilişmesinin neden gerekli olduğuna şöyle işaret buyuruyor ‘Divan-ı Kebîr’inde: “Bağlar bahçeler çiçeklerle süslensin; kuşlar kanatlansın uçsun diye gönlü sevgi ile, merhametle dolu olan ilkbahar da işte böyle nazlı bir gelin gibi eteklerini sürüyerek salına salına ötelerden gelir. Yarattıklarındaki güzellikleri göremeyen körlerin, sözünü duyamayan gönül sağırlarının bu inatlarına rağmen, ilkbaharın güzellikleri içinde kendini gizleyen sevgili, insanları hayran bırakmak, canlara........