We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tasavvuf fıkhu’l-bâtın ya da İhsan olabilir mi?

36 10 3
23.10.2020

Tasavvufun tanımlamaya devam edelim. Bilindiği gibi bazıları ona ‘fıkhu’l-bâtın’, yani iç dünyamızın, duygularımızın fıkhı derler. Onu en güzel anlatan tariflerden birisi budur. Çünkü biz sadece etimizden kemiğimizden ve zahir/dış duyularımızdan ibaret değiliz. İç/batın duygularımız bundan çok daha fazladır ve karmaşıktır. Onların da düzenli çalışıyor olması gerekir. Gönlümüz, tasavvurlarımız, hayallerimiz, zanlarımız, hissedişlerimiz düzensiz, ölçüsüz olabilir mi? Kaldı ki, zahir eylemlerimiz de batınımızın yansımasıdır. Allah’ın bile ez-Zahir, el-Batın isimleri vardır. Görünen her şey O’nun ayeti olduğu gibi, görünmeyen her şeyde de O’nun hükümranlığı geçerlidir, O’nun iradesine aykırı bir hayal bile olmamalıdır. Kısaca bâtınımız da O’nun istediği gibi olmalıdır.

‘Fıkhu’l-bâtın’ tanımı bize şunu anlatır: Fıkıh mükellefin fiillerinin meşruiyet ölçüsünü tespit çabası olduğuna göre, onun bâtın fiillerinin, yani duygu dünyasının da sağlam bir meşruiyet ölçüsü olmalıdır. Fıkıh/iyi anlama her iki alan için de gereklidir.

Bir ahlak ve tezkiye-i nefs eğitimi olarak tasavvufu en iyi anlatan naslardan biri, Cibrîl hadisidir. Bilindiği gibi orada Resulüllah (sa) dini ‘İman, İslam ve İhsan’ olarak anlatmıştır. Bunları akide, fıkıh ve tasavvuf diye anlamamızın bir sakıncası olmaz.

Şimdi ilk sufilerin Kitab’a uygun tasavvuf tariflerinden bazılarını verecek, sonra tereddütlerimizi irdelemeye devam edeceğiz.

Tasavvuf: ‘Yüce huylarla bezenmek, âdi huylardan........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play