We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Namaz sonrası zikirler de tespih ve tevhidi anlatır

41 10 3
04.12.2020

Bir önceki yazımızda namaz esnasındaki fiil ve kıraatlerin tespih ve tevhitle ilişkisini anlatmaya çalıştık.

Namaz tevhidin adeta somutlaşmış hali olduğu için, namazdaki her söz ve eylem aslında hep mabud ve rab olarak Allah’ın ‘bir’ ve ‘tek başına’ olduğunu anlatır. Demek ki kulun ayağının kayabileceği asıl kaygan zemin burasıdır. Allah’a has kılınması gereken alana nefsin ya da başkalarının karıştırılması Allah’ın asla kabul etmeyeceği bir şeydir. Eğer kul bu konuda net ve şaibesiz bir inanca sahip olursa amellerindeki eksiklikler ve hatalar bağışlanabilir ama bu hatası bağışlanmaz. Çünkü kulun imanını berrak kılması herhangi bir amel gibi yapılma zorluğu olan bir iş değildir, bir bilinç meselesidir, bunun için sağlam bilgi ve iman yeterlidir. Bu seviyeyi ve bu bilinci de her kul kazanabilir, kazanmalıdır. Çünkü kulluğun aslı esası budur.

‘Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun aşağısını dilediği kimselerden affeder. Kim Allah’a şirk koşarsa çok büyük bir günahı iftira ederek yapmış olur’ (4/Nisa, 48).

Bu ayet en büyük günahın şirk olduğunu, şirk işlemeden ölenin ne kadar büyük günahı bulunursa bulunsun, cehennemde ebedi kalmayacağını anlatır. Allah’ın hiç affetmeyeceği müşrik, şirk üzere ölendir. Müşrik olduğu halde tövbe edip şirkinden vazgeçen tabii ki, affolur. Ayrıca ayetin aslındaki ‘bunun aşağısı’ diye çevirdiğimiz ‘ma-dûn’ kelimesi şirkin dışındaki bütün günahların şirke göre küçük olduğuna işaret eder.

Burada şu hassas noktayı da........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play