We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İlahiyat-medrese vuruşturulması

96 44 0
19.01.2020

Bizi bir TV konuşmasından haberdar edip orada söylenenler konusunda görüşümüzü sordular, dinledim. Bütünü olarak bir şey söylemek mümkün değil. Deveye, neden boynun eğri denmesi gibi bir şey. Ama konuşmanın çağrıştırdığı bir iki usul meselesi üzerinde durmak istiyorum. Çünkü usul olmadan vusul olmaz.

Önce İmam Hatipler, İlahiyatlar, Medreseler diye başlayan genellemeler hep problemlidir ve yanıltıcıdır. Biz her şeyin doğrusuna doğru, eğrisine eğri deyip mükemmeli bulma yolunda olmalıyız. Bir Müslüman için mesele medrese-ilahiyat meselesi değil, günümüzde İslam’ın en mükemmel şekilde anlaşılıp anlatılması meselesidir. Medrese ya da ilahiyat bunun sadece birer aracıdırlar. Araçlar gaye olarak görülemez.

İlk kuruluş gayeleri ne olursa olsun, kabul etmeliyiz ki, İmam Hatip ve İlahiyat eğitimi ülkemiz için bir devrimdir ve çok büyük mesafeler alınmıştır. Hatta şu anda Türkiye gibi laik bir ülkedeki bu okullar, laik olmadıklarını söyleyen İslam ülkelerindeki benzerlerinden çok daha ileridirler. Bunu çeşitli İslam ülkelerinde üniversitelerde hocalık yapmış birisi olarak söylüyorum. Düşünün, şu anda Türkiye’de dört bine yakın İmam Hatip Okulu, bunun bir milyona yakın öğrencisi; yüzden fazla İlahiyat fakültesi, bunun yüz bine yakın öğrencisi, beş altı bin hocası var. Bunların her birinin dört dörtlük olması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır. Ama bu haliyle de olsa bu okullar Türkiye’yi dönüştürmeyi başarma yolundadır.........

© Yeni Şafak