Sekizinci Cephe, Beşinci Kol: Ya kırılırız ya da kırıp geçeriz!

Altay Cem Meriç’in son videoları, sosyal medyadaki operasyon hesaplarını tek tek düşürmesi ve bu ifşaların gördüğü ilgi bizi bu aşamadan bir sonuca götürmeli. Durup izlemek ve alkışlamanın ötesine geçilmeli. Ortaya çıkan “enerji” bir tavra, bir şuura ve

organize olma biçimine

dönüşmeli.

Çünkü karşımızda artık bireysel yalanlar yok. Karşımızda yalanı sistematikleştirmiş, manipülasyonu iş modeline çevirmiş, algıyı çatışma alanı olarak gören bir düzenek var.


***

İSRAİL DOKTRİNİ: “SEKİZİNCİ CEPHE”

İsrailli güvenlik teorisyenlerinin “

Sekizinci Cephe

” diye adlandırdığı yer, tam olarak sosyal medya mecraları. Gerçeklerin üzeri örtülerek İsrail’i ayakta tutmaya çalışan bir propaganda biçimi geliştiriliyor. Bu cephenin Türkiye sahasındaki karşılığı ise bilindik bir şebeke aslında: “

Beşinci

Kol

.”

“Haberci” kılığına bürünen, kimin adına çalıştığı belirsiz, finansmanı karanlık; dili ve hedefleri senkronize edilmiş hesaplar yalnızca sosyal medya akışlarını kirletmiyor. Toplumu kutuplaştırıyor, kurumlara güveni çökertiyor, tartışmaları manipüle ediyor ve en tehlikelisi de insanlardaki “

hakikati savunma refleksini

” zayıflatıyor.

Bu sistematikte gerçeğe olan inanç azalıyor; itiraz etmek “kamplaşma”, sorgulamak “saldırı” saydırılıyor. Böylece doğru olanı aramaktan vazgeçilip, yalnızca kendi öfkeleri paylaşılır hâle geliyor.


***

GÜÇ ZEHİRLENMESİ VE BİR İTİRAF

Siyonist teorisyenlerin bir süredir dile getirdikleri “Sekizinci Cephe” söylemi aslında bir güç zehirlenmesi göstergesi. Aynı zamanda bir itiraf. Askeri olarak ne kadar güçlü olursa olsun; ahlâkî zeminde ve kamuoyunda kaybediyor İsrail. O kaba gücün etkisi artık itibar inşa edemiyor. İsrail’in kara propaganda stratejisi olan ‘Hasbara’nın yetmediği yerde de sansür, bastırma ve etkileşim mühendisliği devreye sokulmak isteniyor.

İsrail aklının, -artık yeni mağduriyetler oluşturamadıkları zeminde- güya “

hakikat savaşı

” dedikleri şey, aslında gerçeği sorgulatmama tekelini yeniden kurma çabası. Vicdanı kriminalize eden, itirazı düşmanlaştıran bir refleks… Sonuç ise her yerde aynı: Baskı arttıkça tepki büyüyor. Bastırılan, üzeri örtülen gerçekler, bir yolunu bulup daha geniş kitlelere ulaşıyor. Geride kalan New York seçimleri, “

İsrail’in krizlerini

yönetememe

krizidir

” aynı zamanda.


***

TÜRKİYE SAHASINDA “SİVİL” İFŞA

Sosyal medyanın Türkiye sahasına dönecek olursak… Altay’ın ifşalarının bu kadar ilgi görmesi tesadüf değil. Toplum zaten bir süredir “bir şeylerin döndüğünü” tam olarak görmese de sezgisel olarak........

© Yeni Şafak