menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eski dünya yıkılırken: Coğrafya, diplomasi, teknoloji

18 0
05.01.2026

Dünya, yeni yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakırken bir dönüşümden geçiyor. Sadece güç dengeleri değil, sınırlar, ekonomik modeller, ittifak biçimleri ve teknolojik bağımlılıklar yeniden yazılıyor, yeniden çiziliyor. Geçmişten bugüne geniş bir perspektifle bakarsak, Sanayi Devrimi ile kurulan ve yaklaşık 150 yıldır dünyayı yöneten küresel denklemin çözüldüğünü, yerine henüz adı tam konmamış hibrit bir düzenin kurulduğunu görüyoruz.

Bugün yalnızca küresel siyaset değil, ekonomiden savunmaya, enerjiden teknolojiye kadar modern devleti ayakta tutan bütün faktörler yeniden tanımlanıyor. Demokrasiye dayalı yönetimler dahi, küresel krizler karşısında işlevselliğini ve ikna gücünü yitirmenin eşiğinde. Eski dünyanın son düzlüğünde toplumları ahlaken çökerten, aileyi ve akabinde devleti hedef alan anormal yaşam biçimleri de sorgulanıyor. Eski dünyanın “kilit” ülkeleri birer birer pasifleşirken, yeni kilit mekanizmalar devreye giriyor. Tekeller kırılıyor, ittifakların şartları ağırlaşıyor. Hiçbir ülkenin, başka bir devlete “karşılıklı bağımlılık” ilişkisi kurmadan ilerleyemeyeceği bir çağ başlıyor. Her gelişme bir başkasına, her teknoloji bir diğerine, her güç odağı karşıtına mecbur durumda.

Bu girift ve çok boyutlu değişim içinde, yeni güç odağı olarak Türkiye’nin merkezileşmesi artık hemen her devletin –rıza göstermeseler bile– mecburi kabulü haline geldi. Bu yönelim ve ilgi, geçici bir “sabun köpüğü” değil. Tarihsel hafızanın, coğrafi konumun, artan devlet kapasitesinin ve son yirmi yılda ilmek ilmek işlenen stratejik yatırımların doğal çıktısıdır.

“EZİCİ ÜSTÜNLÜKLER” DEVRİ KAPANDI

Osmanlı’nın yıkılışı ve imparatorluklar çağının kapanışından bu yana, bölgemizde kâğıt üzerinde kurulan ve dışarıdan “güçle” dayatılan politik denklemler, uzun süre büyük devletlerin kontrol mekanizması olarak çalıştı. 8 Aralık 2024........

© Yeni Şafak