Nuh’un Gemisi’nde ırkçılık olur mu?

Nuh’un Gemisi’nde ırkçılık olur mu?

Düzce’de geçtiğimiz günlerde yaşanan adli bir olay üzerinden bazı haber ve yorumlar yapıldı. Mevsimlik tarım işçilerine yönelik “ırkçı saldırı” olduğu ileri sürüldü.

Oysa olayın ayrıntıları ortaya çıktıkça meselenin etnik kimlikler üzerinden gelişen toplumsal bir saldırı olmadığı; bir gönül ilişkisi üzerinden, bireysel bir olayın ardından meydana gelen adli bir vaka olduğu anlaşıldı. Kolluk kuvvetleri ve adli makamlar da olayın hemen ardından gereken işlemleri yaptı; yakalama, gözaltı ve tutuklama süreçleri işletildi.

Bütün bunlara rağmen, olayın taraflarından birinin Düzceli, diğerinin ise mevsimlik tarım işçisi olarak Doğu ve Güneydoğu’dan gelen vatandaşlarımızdan olması üzerinden zoraki bir “ırkçı saldırı” anlatısı kurulmaya çalışıldı.

Düzce’yi tanımayanların birkaç görüntü karesi üzerinden böyle bir hükme varması kolaycılık ve fırsatçılıktır. Fakat Düzce’nin tarihini ve sosyolojisini bilenler açısından bu yorum son derece sorunludur.

BİR ŞEHRİN HAFIZASI: BİTİNYA’DAN OSMANLI’YA

Düzce ve çevresinin bilinen tarihi antik çağlara kadar uzanır. Bölge, tarih boyunca Bitinya coğrafyasının önemli yerleşim alanlarından biri olmuştur. Bugünkü Konuralp’te bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti, tiyatrosu ve diğer arkeolojik kalıntılarıyla bu çok katmanlı geçmişin hâlâ ayakta duran şahididir.

Türklerin bölgedeki hâkimiyeti ise Osmanlı Beyliği’nin kuruluş dönemlerine uzanır. Osman Gazi’nin uç beylerinden Konur Alp, Düzce ve çevresinin fethinde önemli rol üstlenmiş; Akçakoca Bey ise Batı Karadeniz hattındaki fetihlerin sembol isimlerinden biri olmuştur. Bugün Konuralp ve Akçakoca isimlerinin Düzce’de yaşamaya devam etmesi bu yüzdendir.

Şehir, böylece antik Anadolu’nun üzerine Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin tarih katmanlarının eklendiği bir coğrafyada gelişmiştir.

Fakat bugünkü Düzce’nin sosyolojisini asıl biçimlendiren büyük dönüşüm 19. yüzyılda yaşandı.

Osmanlı Devleti’nin Kafkasya ve Balkanlar’da toprak kaybetmesiyle birlikte Anadolu’ya büyük göç dalgaları başladı. Özellikle 1828-29 ve 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları, 1864 Büyük Kafkas Sürgünü ve Balkan Savaşları sonrasında Kafkasya ve Balkanlar’dan gelen toplulukların bir bölümü Düzce-Adapazarı havzasına yerleştirildi.

Abhazlar, Çerkezler, Gürcüler, Balkan muhacirleri ve Karadeniz’den gelen Türk toplulukları zaman içinde aynı ovanın insanları oldular.

Cumhuriyet döneminde buna Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen yeni........

© Yeni Şafak