Oruç tutanı kim yenebilir ki…

Mehmet Akif, Necid Çölleri seyahati sonrası kendisine “Ne gördün, Şark’ı çok gezdin?” diye soranlara cevap verdiği şiirinde “Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler, yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar, tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler, riyalar, örümcek bağlamış tütmez ocaklar, yanmış ormanlar, cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar, ıpıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, çökük damlar” ve daha nice olumsuzluğu ardı ardına sayıyor.

Aynı şiirinde Akif, “Göğüsler sızlayıp durmakta, zincirler daralmakta / Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon cansa gırtlakta” diyerek tüm İslam dünyasının feryat ettiğini anlatıyor.

Akif’in çizdiği bu kapkara tablonun üzerinden 110 yıl geçti. Akif’in 350 milyon dediği Müslümanlar bugün 2 milyara ulaştı. Durumları daha mı iyi? Müslümanlar, Akif’in gördüklerinden ya da Ziya Paşa’nın gördüğü “mülk-ü İslam’daki viranelerden” kurtuldular mı? Elbette hayır. Hatta işler daha da kötüye gitti. İslam ülkeleri parçalara bölündü, aralarına sınırlar çizildi, ümmet bölük pörçük oldu. Müslümanların toprakları işgal altında, emekleri, yer altı, yer üstü zenginlikleri sömürülüyor. Yine yoksulluk, yine zulüm, yine kan ve yine göz yaşı. Sadece toprakları değil; artık inançları, değerleri, kutsalları, kültürleri, gelenekleri saldırı altında. Çözülme, çürüme aldı başını gidiyor…

İslam dünyasının ve Müslümanların içinde bulunduğu durumu tanımlamak için çok........

© Yeni Şafak