Hayırdır beyler, nedir bu yaygara? |
PKK hakkında artık “bebek katili” gibi hamasi tanımlamaların ve komplo teorilerinin ötesinde bildiklerimiz var.
Bu boyutta bir örgütün, 40 yılı aşkın süre bir ülkenin sarp dağlarında tutunabilmesi, İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin rahatsızlıklarına ve operasyonlarına rağmen hayatta kalabilmesi, üstelik bu 4 ülkenin iç ve dış politikalarına etki edebilmesi, hiç ama hiç kuşkusuz tek başına “Kürt meselesi” dinamikleriyle açıklanamaz. Bugün çok daha net görüyoruz ki, PKK; Avrupa Birliği, ABD ve İsrail tarafından korunan, kollanan ve kullanılan bir örgüt. AB’nin, ABD’nin ve İsrail’in derdinin Kürtler olmadığını, coğrafyada istikrarsızlık üretmek için PKK’nın da kullanıldığını, geriye dönüp bakınca bunda da başarı sağlandığını biliyoruz.
PKK’nın kullanışlı bir aparat olduğu tespiti komplo teorisi değil. Türkiye’nin ödediği siyasal, sosyal ve iktisadi maliyet düşünüldüğünde, Abdullah Öcalan’ın İsrail’le ilgili son açıklamaları, Hakan Fidan’ın değerlendirmeleri masaya yatırıldığında, ABD’nin, “IŞİD’le mücadele” bahanesiyle PKK’ya Suriye’de doğrudan alan açması hatırlandığında, PKK’nın AB içinde her türlü faaliyeti serbestçe yapması, Türkiye’ye silah ambargoları, dayatmalar, Irak’ın işgali sırasında Felluce’de sokak sokak operasyon yapan ABD’nin Kandil’e dokunmaması, Öcalan’a, yakalanmadan önce Avrupa’da sahip çıkılması, FETÖ’nün felç ettiği ordunun terörle mücadelede yetersiz kalması ve daha nice hadise, PKK’nın tek başına olmadığının açık ispatları.
PKK’nın bizzat Kürtlere verdiği zarar da az buz değil. 40 yılda hayatını kaybeden 40 bin sivilin hemen tamamı Kürt. İç infazlarda öldürülenler Kürtler. Dağlarda, mağaralarda tecavüz edilenler Kürt kızları. Öcalan’ın Şam ofisinde “özgürleştirilen” kadınlar Kürt kadınları. 14-15 yaşında eline silah verilen, birer ölüm robotuna dönüştürülen, keyfice harcanan çocuklar Kürt çocukları. Sadece Hendek olaylarında, bir hiç uğruna, tamamen boşu boşuna bin Kürt çocuğu hayatını kaybetti, 2 bin kişi yaralandı ya da hapse düştü. Önceki gün........