Kimin eli kimin cebinde…

Bazı kaynakların Divan Edebiyatı ve Tasavvuf üzerine yaptığı sohbetlerle tanınan yazar ve hukukçu Hayati İnanç’a, bazı kaynakların ise J. P. Sartre’a atfettikleri, çoğunluk kaynakların ise anonim olduğunu iddia ettikleri; benim de sıklıkla kullandığım ünlü bir söz var; “Kul aynı hatayı yapmakta ısrar ederse bu imtihan değil, tercihtir.”

Uşak Belediye Başkanı CHP’li Özkan Yalım ile ilgili, medyaya yansıyan “itibar intiharı” gibi haberler, sanki buzdağının görünen yüzü. Bir yanda bol kanıtlı, şahitli yolsuzluk, rüşvet, irtikap, suistimal, organize suç şebekeleri suçlamaları; öte yanda “Kimin eli kimin cebinde” algısını tetikleyecek ‘aşk maceraları’... Bir anda sapır sapır ortalığa dökülen, tüm CHP’ye mal edilemese de, üst düzey takımın pek çok elemanını içine alan kirli çamaşırlar…

Özel hayat tabii ki mahremdir. Ancak “Hangisi özel hayattır, hangisi özel hayat olarak ortaya konamaz?” Bu sorunun yanıtı çok basittir aslında: 1. Toplumsal sorumlulukları olan bireylerin; 2. Halkın ödediği vergilerle maaşını alan kamu görevlilerinin; 3. Özel hayatındaki tercihleri nedeniyle yakın ya da uzak çevresindekiler nezdinde algı ve itibar hasarı oluşturma ihtimali olanların, “Bu benim özel hayatım, kimse karışamaz!” deme hakları olamaz…

Ortada bir ilişki ve iletişim krizi var mıdır? Bu sorunun yanıtına son derece yalın bir yolla ulaşılır. “Hasar oluşmuş mu?” diye sormak gerekir… Çünkü ‘krizin büyüklüğü’ ile ‘hasarın büyüklüğü’ birbirlerine tamamen kenetlenmiştir…

CHP adına ortada bir itibar hasarı var mıdır? Vardır!... Hem de en derininden vardır. Yani kriz de derindir… Peki, o derin kriz nasıl yönetilmektedir?

Bu sorunun yanıtı da çok basittir… Krizin kendisi de iletişimi de -ki bu ikisi birbirlerinden tamamen farklı yönetim tarzı gerektirir- çok kötü yönetilmektedir… Daha........

© Yeni Şafak