İstanbul Erkek Lisesi’ndeki ‘sorunlu’ ve ‘sorumlu’lar

Onca özel lise varken, üç devlet lisesi her konuda ipi göğüslemekte: İstanbul Erkek, Galatasaray ve Kabataş… Bu okulların neredeyse tamamı, her sene sıfır hatayla 500 tam puanı alan öğrencilerle doluyor… Devlet kurumu oldukları için de ücretsizler…

Mezunları, hem üniversitede çok parlak öğrenciler oluyorlar hem de millî değerlerle bezenmiş olduklarından yüksek öğrenime yurt dışına gitmiş olsalar da dönüp geliyor ve memleketlerinde çok başarılı kariyer hikâyeleri yazarak fayda üretiyorlar…

Devletin ne yapması lazım?.. İstanbul Erkek, Galatasaray ve Kabataş’ta yürümekte olan modeli çoklaması, ‘marka yönetimi’ çerçevesinde titizlikle ele alması, her ne kadar ‘proje okulu’ deseler de proje olmaktan çıkarıp, ülke çapında yabancı dili kültürüyle öğreten, ancak bunu millî kültür ve değerlerden uzaklaşmadan yapan bir eğitim devrimine dönüştürmesi lazım…

Böyle bakıldığında İstanbul Erkek Lisesi’deki şiddet olaylarında üç beş çocuğu suçlayarak ‘okul markası’nı paramparça etmek kimsenin harcı olmamalı… Çocuklardan daha çok sorgulanması gereken; onlardan mesul olan ebeveynlerinin, okul yönetiminin, o markanın ortak sahibi olan sivil toplum örgütlerinin -hasbelkader üyesi olduğum İstanbul Erkek Lisesi Vakfı, İstanbul Erkek Liseliler Derneği, İstanbul Erkek Liseli İş İnsanları ve Yöneticiler Platformu’nun- ne yaptıkları, medyayı, dijital mecraları içeren ve bu çocuklar üzerinde etkisi olabilecek tüm ekosistemin zararlarıdır…

Yapay zekâ güzel mi........

© Yeni Şafak