Çanakkale’den ‘ders çıkaramama’nın bedeli…

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin dörtte birinin, küresel LNG akışının ise yüzde 20’sinin can damarı. Günlük 20 milyon varili aşan trafiğin yüzde 97’si bugün durmuş vaziyette. Enerji piyasaları alev alev, dünya ekonomisi nefesini tutmuş bekliyor.

Kısa fasılalarla, kâh anlaşmanın sağlandığını, kâh da dünyanın en ağır saldırısını devreye sokacağını ilan eden Trump cephesinde ise tanıdık bir güç retoriği sürüyor: “Askerî olarak büyük zarar verdik, istediğimiz her şeyi biz kontrol edeceğiz!”

 Noema dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Berggruen Enstitüsü kurucu ortağı, yıllar ötesinden meslektaşımız Nathan Gardels son makalesinde, muhafazakâr tarihçi Niall Ferguson’un “İran savaşı nasıl küresel bir hâl alır?” başlıklı makalesinden alıntılar yaparak savaşı tarihsel açıdan değerlendirmiş...

Gardels’i uzun yıllar öncesinden tanırım… Carlos Fuentes’in “Dünyadaki bütün entelektüellerin buluşup tartıştığı tek merkezdir” dediği NPQ dergisinin, içinde Türk düşünür ve fikir adamlarının da yer aldığı Türkiye baskısını 28 yıl önce birlikte yayınlamaya başlamıştık. Dergi için hayli iddialı sözlerden birini de Ivan Illich söylemişti: “Eğer tartışma ve sağduyuya büyük hizmette bulunan tek bir kurumu önermem gerekseydi, bu NPQ olurdu”…

Böyle bir derginin yaratıcısı olan Gardels, benzer bir yaklaşımla yayınladığı Noema’daki son yazısında “I. Dünya Savaşı’ndan Vietnam, Afganistan ve Irak’tan günümüz İran’ına kadar tarihçiler, silahlı çatışmaların yaratacağı karmaşıklıkları ve beklenmedik sonuçları, savaşları yürüten aşırı özgüvenli liderlerden her zaman daha iyi kavramışlardır” diyerek önemli bir noktaya değinmiş.

Tarihçi Niall Ferguson da savaşa balıklama dalan Washington’daki karar vericilere, uygulamalı tarih derslerini yeniden hatırlatmış. Ferguson bu yaşanan ‘Hürmüz çıkmazı’nı Çanakkale Savaşı’na benzetmiş.

Analizde, Winston Churchill’in emriyle başlayan harekâtın, sadece Osmanlı ile bir........

© Yeni Şafak