We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Akademetre: Ürün yerleştirme ancak %20’yi etkiliyor

18 1 1
03.12.2020

Araştırmaların sonuçları müşterilere, reklam ajanslarına ve iletişim uzmanlarına sunulduğunda üç tip reaksiyonla karşılaşılır:

1. Aşağılık kompleksi yaklaşımı: Bu kompleks sahipleri, araştırmayı yapan ya da öneren kişiyi aşağılamaktan, kendi öneminin altını çizmeye yönelik saptamalarda bulunmaktan geri duramazlar: “Ben zaten bütün bu çıktıları biliyordum! Ne lüzumu vardı o kadar emek zahmete, bana sorsaydınız hepsini söylerdim. Boşuna para harcamışsınız!”

Oysa tahmin edilebileceği gibi bu tür sonuçları önceden bilmek, eşyanın tabiatı gereği mümkün değildir. Çünkü hedef kitlenin ‘zihin haritası’ giderek daha kısa aralıklarla değişmekte; pazar inanılmaz bir dinamizmle dönüşmekte, insanların satın alma davranışları sürekli değişime uğramaktadır.

2. Suçluluk kompleksi: Bu kompleks sahipleri, araştırmanın sonucu olumlu ise onaylayıcı bir tepki gösterirler. Ama sonuçlar olumsuzsa, hele bu olumsuzlukta kendilerinin de payı olması ihtimal dâhilindeyse sorular başlar: “Kaç denek üzerinden yapıldı bu araştırma? Sahayı kontrol ettiniz mi? Anketlerin masa başında doldurulmadığını nereden biliyorsunuz? Denekleri neye göre seçtiniz? Getirin soru formunu göreceğim!” Mutabık olmasam da en anlayabildiğim tavır budur.

3. Devekuşu tavrı: Araştırmayı başından sonuna kadar sesini çıkarmadan sabırla izler; sonrasında emekleri için herkese teşekkür eder. Toplantı biter. Araştırma, tozlu raflarda veya bilgisayarların en az açılan klasörlerinden birinde yerini alır. Kimse bir daha o araştırmadan........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play