“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! …”

Başlıktaki ‘klişe’ sayılabilecek tespiti, benim gibi yaşı ‘müsait’ olanlar hayatlarında birkaç kez duymuş, dile getirmiş olmalılar…

Mesela 1950… CHP tek başına yıllarca oturduğu iktidar koltuğundan çok dramatik bir seçimle düşürüldü. Öyle ki, ondan sonra geçen 75 yıl boyunca tek başına iktidar olma şansını bir daha elde edemedi…

27 Mayıs 1960 bir başka kırılmanın yaşandığı gün oldu… Askerî darbelerin gündemimizde yer almaya başladığı tarihti. 12 Mart 1970, 12 Eylül 1980, 15 Temmuz 2016 peş peşe geldiler.

Dünyada da vardır bu kırılma noktaları… Örneğin 2’nci Dünya Savaşı sonrası komünist partilerin önderliğinde kendilerine “Halk Cumhuriyeti” ya da “Demokratik Halk Cumhuriyeti” adını yakıştıran devletler çıktı… Bunlara paralel bir de Castro ve Che Guevara’nın ideolojik liderliğinde bütün Latin Amerika’yı etkilemiş olan devrimler…

Sonraki kırılma ise sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle birlikte Glasnost-Perestroika’nın devreye girmesi ve sol sistemlerin birer ikişer çökmesi…

Daha önce Vietnam ve Afganistan’a göz koyan ABD’nin içindeki çıkar gruplarının oyuncağı olan ve onlara hizmet eden Trump’ın, Irak, Yemen, Somali, Suriye, İran, Grönland’dan sonra şimdi de 18 trilyonluk petrol rezerviyle Venezuela’ya el koyup; beğenirsiniz, beğenmezsiniz ancak yasal, seçilmiş olduğunu reddede-meyeceğiniz lideri Madura’yı sözümona ‘yargılamak’ üzere ABD’ye kaçırması, yepyeni bir kırılmaya işaret etmektedir.

Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanımamasına, Çin’in Tayvan’a (Formoza’ya), İsrail’in........

© Yeni Şafak