menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni dünya düzeninde Türkiye ve stratejik insan kaynakları yönetimi

16 0
05.01.2026

Dünya siyaset ve ekonomi sahnesinde kartlar yeniden karılıyor ve ortalık birçok alanda toz duman durumda. Güç dengeleri ve merkezlerinin hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Hukukun üstünlüğü ve insan haklarının yerini güçlünün haklı olduğu ve belirlediği bir dönem. Bu çok kutuplu yeni düzende, Türkiye’nin jeopolitik konumu, aktif diplomasisi ve büyüyen ekonomisi sayesinde önemi katlanarak artmaktadır. Türkiye adeta diplomasi merkezi ve akil ülke konumuna gelmiştir. Nitekim arabulucu ülke olarak üstlendiği rol dost düşman herkes tarafından kabul edilmektedir.

Öyle ki Türkiye, siyaset, savunma, enerji ve ekonomi gibi kilit alanlarda başat aktör ve vazgeçilmez bir denklemin parçası haline gelmiştir. Ancak, ülkenin bu stratejik rolünü sürdürülebilir kılmasının en temel koşulunun, insan kaynakları (İK) yetkinliğini ve stratejisini bu büyük vizyona uygun olarak yeniden şekillendirmesi olduğunu düşünüyorum.

Özellikle kamu kurumlarının İK yönetimini tayin ve terfinin ötesine geçirmesi gerekiyor. Bunun yolu da bu birimlerin stratejik akılla yeniden şekillendirilmesi ve güçlendirilmesinden geçmektedir.


TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ROLÜ VE İK İHTİYAÇLARI

Uluslararası arenada Türkiye’nin artan önemi, İK yönetiminin artık sadece personel işlerini yürütmekten ibaret olmadığını, doğrudan ulusal stratejiyi destekleyen bir misyon üstlendiğini göstermektedir. Nitelikli insan kaynağı ülkenin bu başat rolünde merkeze oturmuştur ve bu rolün sürdürülebilir olmasında da bir o kadar önemli ve belirleyici olacaktır.

Türkiye, son yıllarda savunma sanayiinde (özellikle SİHA ve İHA teknolojileri) elde ettiği başarılarla küresel bir oyuncu haline gelmiştir. Bu başarı, nitelikli mühendislik, yazılım geliştirme ve Ar-Ge alanlarında kesintisiz insan kaynağı akışını gerektirmektedir.

Bu kapsamda kritik ve ileri teknoloji alanlarında uzmanlaşmış, yüksek katma değerli yetenekleri yurt içinde tutmak ve yurt dışındakileri de geri kazanmak oldukça önemli hale gelmiştir.

Zaman zaman gündeme getirdiğimiz üzere, üniversite-sanayi işbirliği modellerini güçlendirmek, Savunma Sanayii için özel yetenek geliştirme programları (yetenek havuzu) oluşturmak ve Ar-Ge projelerinde uzun vadeli kariyer güvencesi sunmak oldukça önemlidir. Benzer işbirliklerinin kamunun birçok alanında yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

ENERJİ VE LOJİSTİKTE KİLİT POZİSYONLAR

Türkiye, enerji koridoru ve küresel lojistik merkezi olarak Avrupa ile Asya arasındaki stratejik........

© Yeni Şafak