menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakim ve savcılarla ilgili basına yansıyanlar düzenlemeyi kaçınılmaz hale getiriyor

45 0
sunday

Son dönemde hakim ve savcılarla ilgili basına yansıyanlara bakıldığında yargıda ciddi bir sorun olduğu anlaşılıyor. Bugünkü yazımda adalet sisteminde yaşanan bazı sorunlara ve çözüm önerilerine yer vermeye çalışacağım.


Yargı reformundan farklı şeyler anlaşılıyor

Sık değişen kanunlar ile Hakim ve savcıların dosya yükü kendilerini yenilemelerine çok fazla zaman bırakmayabiliyor. Reform diye ileri sürülenler düzenlemelerin birçoğu maalesef acil ihtiyaçlar doğrultusunda atılan adımlardan oluşmaktadır. Kalıcı çözümler için çok kapsamlı çalışmalara ve analizlere ihtiyaç olduğu kuşkusuzdur.

Bazen toplumda infial oluşturan olaylar sonrasında acil kanun değişikliğine gidildiğini ve yapılan değişiklik sonrasında da başka sorunlara yol açıldığını görüyoruz. Halbuki toplumu derinden etkileyen düzenlemeler öncesinde ciddi bir analiz yapılması gerekmektedir.

Bir de yargı reformu sürekli olarak kanunların uygulandığı kişilerle ilgili yapılmaktadır. Ya cezalar arttırılıyor ya azaltılıyor ya da ceza verme yöntemi değiştiriliyor. Ancak kanunu uygulayanlarla yani yargı mensuplarıyla ilgili pek bir değişikliğe rastlayamıyoruz.

Bu çerçevede 2802 sayılı Kanunda sorun üreten birçok düzenleme yer almakta olup bu konuda da şuana kadar kapsamlı bir adım atılmamıştır. Özellikle bu Kanunun disiplin cezalarını düzenleyen maddelerine bakıldığında çok fazla bir değişikliğin olmadığı görülmektedir. Halbuki yaşanan olaylar ve gelişen şartlar nedeniyle birçok değişiklik yapılması gerektiğini düşünüyorum. Nitekim HSK’nın internet sayfasında yer alan örnek disiplin cezalarının caydırıcılıktan oldukça uzak olduğu dikkatlerden kaçmamaktadır.

Diğer yandan bir bakıyorsunuz bir hakim verdiği karardan sorumlu tutulup cezaya tabi tutulurken başkaları çok büyük gaflara imza atmış olmasına rağmen sorumlu tutulmuyor. Bazen verilen kararlar ocakları söndürüyor veya milyarlarca zarara sebep olabiliyor ama bu kararı veren hakime hiçbir şey olmuyor. Halbuki hakimlerin verdikleri kararlara odaklanabilmeleri için vahim hatalardan dolayı sorumlu olmalarının önü açılmalıdır.

Davaların süresi üzerinde yapılan düzenlemeler ise reformdan öte başka sorunları ortaya çıkarır. Öyle ki aşırı hız nasıl ki kazalara sebep oluyorsa aynı şey davalardaki hızda da karşımıza çıkar. Hızlı verilen bir karar mı yoksa isabetli bir karar mı ikileminden hem hızlı hem de isabetli karar verilmesine........

© Yeni Şafak