Venezuela ve Melos Adası..

1970’lerde sinemaya da uyarlanmış gerilim romanlarından birinde Afrika’da bir ülkenin maden kaynaklarını Batı’lı açgözlü bir şirketin ele geçirmesine izin vermeyen Başkanı hedefteydi. Şirket, devlet başkanını ortadan kaldırmak için deneyimli bir eski albayı kiralıyordu. Bu albay operasyon için bir grup eski paralı askeri organize ediyordu. Şirketin çıkarlarını ilerletecek müstakbel lideriyse zaten cepteydi. Yedekteki bu kiralık liderin başkanlık koltuğuna oturabilmesiyse askeri operasyonun başarıyla sonuçlanmasına bağlıydı.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik operasyonu bana bu romanı hatırlattı. Bu kez hedefteki ülke, Afrika’dan değil, Latin Amerika’dan bir ülkeydi. Venezuela 1976’da kısmen, 2007’deyse daha geniş ölçekte olmak üzere petrol kaynaklarını millileştirmişti. Bu millileştirme yahut kamulaştırma sebebiyle birçok Amerikan şirketi imtiyazlı, tatlı kârlarından edilmişlerdi.

Venezuela’nın devlet başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores ABD’nin gerçekleştirdiği askeri bir operasyon sonucunda halen tam olarak anlaşılmayan bir şekilde sarayında esir alınarak kaçırıldı. Götürüldüğü aracın New York sokaklarında kapısının açılarak sergilenmesiyse Maduro’nun şahsında Venezuela halkının bir aşağılanmasıydı.

Petrol şirketlerinin özel çıkarlarını ‘ulusal güvenlik çıkarları’ gibi göstermeye çalışan ABD Başkanı Donald Trump Venezuela’nın petrollerinin ABD’ye ait olduğunu, bu petrolleri geri alarak büyük şirketler tarafından işletileceklerini söylüyor. Üstelik Trump, Venezuela’yı geçici bir süre........

© Yeni Şafak