İçerideki olaylar ile meşgul olurken, dışarıda bir şeyleri kaçırıyoruz.

Bir avuç aydın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uymamamız sonucu Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden çıkarılabileceği gerçeğini haykırıyor. Hatta bununla ilgili düğmeye basıldığı, prosedürün başlatıldığı iddiasını yeniliyorlar.

Türkiye'nin Avrupa bütününün bir parçası olabilmesi için geçmişte yapılan tüm emeklerin boşa gidebileceği sadece aba altından sopa göstermek değil; seçimlere giderken hükümetin "dış güçler" söylemlerini de kuvvetlendiriyor.

Haklılık tartışması bir yana, son günlerde Rusya ile yakınlaşma; Türkiye'nin Asya merkezli bir birliğe katılma veya kurma girişimleri de artık saklanmıyor. Ukrayna-Rusya savaşı ile birlikte tarafsızlığını koruyan ülke olarak Türkiye ön plana çıktı.

Rusya mı Türkiye'yi kullanıyor, Türkiye mi Rusya'yı henüz işin bu tarafı yeterince net değil. Ancak bu ilişkilerin devletler arası politik yaptırımlar çerçevesinde ve ekonomik bazda ele alınması güçler dengesini bozacağa benziyor. Bugün azıcık aklı olanlar, Rusya'nın nükleer silah kullanacağını görmezden gelmiyor, bunun göz ardı edilmemesi gereken büyük bir tehlike olduğunda birleşiyorlar.

Zaten artan nüfusta savaşın ayak sesleri olarak algılanıyor.

Gelelim Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden çıkartılması gerçeğine…

Bütün bu olaylar elbette hem ülke insanını hem de Avrupa ülkelerine dağılmış veya Rusya'da yerleşik düzene geçmiş Türk nüfusunu da zor durumda bırakıyor. Daha önce her işi yapacak genç nüfus bakımından Türklere ihtiyaç duyan Avrupalı işletmelerin artık böyle bir zorunluluğu da kalmadı. Göçmenler hem daha ucuza çalışıyor, hem de işveren için zorunlu ödemelerden kurtuldukları için tercih ediliyorlar. Yani artık Türkler vazgeçilmez değil…

Kendini kurtarmış, iyi-kötü işletmesini kurmuş olanlar varlıklarını sürdürseler de büyüme yatırımları konusunda tedirgin durumdalar. Zaten pandeminin vurduğu tokadın henüz etkileri geçmemiş iken, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden uzaklaştırılması ister istemez bu konuda onları zor duruma sokacağa benziyor.

Bu durum ekonomik açıdan Türkiye'yi nasıl etkiler sorusunun cevabı uzmanlara kalmış. Ancak sosyal açıdan zaten bozulmuş olan demografik yapı daha da yara alacaktır. Türkiye'ye dönmek gibi düşünceleri olmayan gurbetçiler genel olarak gelecek endişesi yaşarken, vatandaşlık almış olmanın kendileri için güvence olduğunu düşünüyorlar.

Pek çok kimse Arap dünyası ile işbirliğine nasıl karşı ise, Rusya ile işbirliğinin de doğru olmayacağı düşüncesine sahip. Arap dünyası bağnazlığı ve eşitlik ilkesini sık sık ihlal ettiği için; Rusya ise Ukrayna savaşı nedeni ile hoş görülmüyor.

Burada Türkiye'nin yurt dışındaki vatandaşlarını düşünerek akıllı bir politika izlemesi, yargı sistemini sadece bina ve mobilya bazında değil, uygulamalar bazında da modernleştirmesi, Avrupa Birliği üyeliği konusunda alınmış bunca yolu heba etmemesi gerekiyor.

Olayı din savaşları gibi gösteren bağnaz çevrelere de kulağını tıkayıp istikrarlı tavrını kendi vatandaşlarını korumak adına sürdürmesi bekleniyor.

Eğer ciddi girişimler yapılmaz ise önümüzde seçim öncesi her konuda zor bir süreç var.

QOSHE - Türkiye nereye gidiyor? - Taner Tümerdirim
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye nereye gidiyor?

9 2 1
19.11.2022

İçerideki olaylar ile meşgul olurken, dışarıda bir şeyleri kaçırıyoruz.

Bir avuç aydın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uymamamız sonucu Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden çıkarılabileceği gerçeğini haykırıyor. Hatta bununla ilgili düğmeye basıldığı, prosedürün başlatıldığı iddiasını yeniliyorlar.

Türkiye'nin Avrupa bütününün bir parçası olabilmesi için geçmişte yapılan tüm emeklerin boşa gidebileceği sadece aba altından sopa göstermek değil; seçimlere giderken hükümetin "dış güçler" söylemlerini de kuvvetlendiriyor.

Haklılık tartışması bir yana, son günlerde Rusya ile yakınlaşma; Türkiye'nin Asya merkezli bir birliğe katılma veya kurma girişimleri de artık saklanmıyor. Ukrayna-Rusya savaşı ile birlikte tarafsızlığını koruyan ülke olarak Türkiye ön plana çıktı.

Rusya mı Türkiye'yi kullanıyor, Türkiye mi Rusya'yı henüz işin bu tarafı yeterince net değil. Ancak bu ilişkilerin devletler arası politik yaptırımlar çerçevesinde ve ekonomik bazda ele alınması güçler dengesini bozacağa benziyor. Bugün azıcık aklı........

© Yeni Mesaj


Get it on Google Play