Savaşın kaderi… |
Savaş günleri, kendini göstere göstere geldi.
Önceleri kimse inanmadı. "Olmaz, blöf yapıyorlar, bu iş o kadar kolay mı? " dediler. Savaş senaryoları yapanlara inanmadılar. "Mübalağa ediyorlar" dendi. Ancak ilk bomba 150'nin üzerindeki çocuğun ölümüne sebep olunca ve okula düşünce şaka olmadığı anlaşıldı.
Ne yazık ki savaşta her zaman en büyük zararı kadınlar, çocuklar bir de yaşlılar görür. Bu kural dünya kurulduğundan beri böyle… Birinci Dünya Savaşı, ikinci dünya savaşı derken üçüncüsünde de kural tanımayan tutum değişmedi. İnsanların geçmişteki olaylardan ders çıkartmaması, davranışlarının sonunda ortaya çıkacak olumsuzlukları kabul etmemesi işin en acı tarafı.
Kendinize bir sorun. Kendini savunmaktan aciz çocukların, mutfağında yemek pişiren kadınların ve ömrünün son günlerini tamamlamaya çalışan yaşlıların ne günahı var? Eline silah almamış, düşmanlık etmek için bir nedeni olmayan ve tek amaçları daha iyi bir dünyada yaşamak, mutlu olmak, kalan hayatlarını güzel geçirmek isteyenlerin bombalar ile ölmesi veya sakat kalması nasıl bir kaderdir?
Güç; iyiliğe kullanıldığı zaman güzeldir, anlamlıdır, geçerlidir. Kötülük için kullanıldığında ise akla gelmedik zararlar verir, sevimsizleşir. Ellerindeki gücü harekete geçiren irade sonuçlarını sorgulamıyorsa pişmanlıklar başlar. Maalesef gücü olumsuz yönde kullananların yalakaları ve yardakçıları vardır. Güçten yararlanmak........