Bembeyaz dağlar uzaktan gülümsüyor… Zirve altında kar beyazın kaybolduğu çizgi yeşile dönmüş… Yeşil beyaz ahenkli bir biçimde dağın yamaçlarından aşağı doğru akmış… Belli belirsiz bir dağ evinin silueti ve bacasından çıkan dumanın dans ederek gökyüzüne yükselmesini izliyorsunuz… Araç çamlarla çevrili dağ yolunda ilerlerken genzinize ilk yazın müjdesi olan çiçek kokuları doluyor. Çam ağaçlarının altında yeşeren kardelenler sarı ve mor renkleri ile etrafı süslemiş… Parke yolun iki tarafında döşeli yarım kanallarda berrak bir kar suyu aşağılara doğru süzülüp gidiyor… Tepeye çıkınca virajın kenarındaki düzlükte mola verip geride kalan yolu, önümüzde uzanıp giden ormanları, giderek yakınlaştığımız hatta bir kısmı aşağılarda kalan sis bulutlarını seyrediyoruz. Biliyoruz ki, yukarıda barakanın orada kar çiğnerken, bir ay sonra uzakta zorlukla seçilen denizin dalgaları ile kucaklaşıp kumsala uzanacağız.

Yaşamak, her şeye rağmen güzel diye düşünüyoruz.

* * *

Tüm ömrüm yaşamaktan korkan gençleri ikna etmeye çalışmak ve ölümden korkan bu nedenle yaşamı unutmuş yaşlıları sokağa çıkarmaya çalıştığım yaşlılar arasında geçti. Bir odanın küçük bir köşesine sığınıp; korunduğunu düşünen, dış dünya ile ilişkisini kestiği için her hangi bir hastalığa yakalanmayacağına inanan, çocuklarını da kendisi gibi yetiştiren ebeveynler gördüm.

Çamura bulanmamış, karda yuvarlanmamış, soğuğu veya bir deniz kenarında güneşin sıcaklığını hissetmemiş, aç kalmamış, susuz kalmamış, gideceği yere araba bulamayıp yürümemiş gençler tanıdım.

Günümüzün örnek teşkil etmeyen tembelce eğitim yaklaşımları, başarıyı sadece derste aldığı notlar ile sınırlamış olması, obez olmasının hayatta aldığı en düşük not olduğunu bilmemesi de yanında ikramiyesi.

Milli Eğitim Sistemi koca bir solucan deliğinde başıboş ve frenleri tutmaz halde yuvarlanıyor. Yaşlanmış insanların ölmesi gerektiğine inanan, onların dünyada boşu boşuna yer kapladığını düşünen bir Eskimo düşüncesi ortama hakim olmuş. Hastalananların tedavi edilmesine gerek yok. Ölmeleri daha iyi… Hem devlet emekli maaşı ödemekten kurtulacak, hem çoğunluğu yalnız kaldığı için çoluğa çocuğa yük olmayacaklar. Rol model olmaları da zaten imkansız… Oysa hiç kimse belli bir yaşın üstüne erişmiş olmasına rağmen ölümü kabullenmiyor. Ölümden korkuyorlar. Bu içsel korku ile farklı insanlar haline geliveriyorlar.

* * *

Neyseki genç kuşak ölümü çok uzak bir ihtimal olarak görüyor. Bugün yapması gereken işleri ve hayat görevlerini erteliyor.

Dünyaya bakmak, ondan örnek almak gerekir. Dünya; üzerindeki her türlü olumsuz olaylara rağmen kendi görevlerini büyük bir düzen içerisinde devam ettiriyor. İnsan müdahalesi nedeni ile her ne kadar iklim krizleri yaşansa, buzullar erise, susuzluk veya aşırı yağışlar olsa da, tüm bunları mazeret göstererek dönüşüne ara vermiyor, gece ve gündüzü ertelemiyor, mevsimleri atlamıyor.

Çiçekler mevsimi geldiğinde açıyor, ağaçlar meyve veriyor, yapraklarını döküyor.

İnsanların büyük bir bölümü tırtıllar gibi bulundukları yerleri tüketmekle meşguller. Doğayı düşünmüyorlar, kendilerini düşünmüyorlar, yaşam alanlarını kurutmaya devam ediyorlar. Gençler; susuzluktan ölen çiçeklere, okyanuslarda biriken naylon atıklara, kirlenen orman ve derelere, evlerini basmamış ise komşuda meydana gelen aşırı yağış ve su baskınlarına veya sıcaklara omuz silkeliyorlar.

Komşunuz bile size gelen bir haberi iletme sorumluluğunu üstlenmiyor.

* * *

Bencil olmak, Tanrı'ya inanmamak, Ne olursa olsun çevresine sahip çıkmamak, kirlenen yerleri terk ederek yeni kirletilecek alanlar bulmak, yardımlaşmak yerine karşısındakinin elindekilere bir şekilde sahip olmak, 'sevgi'yi sadece kız erkek ilişkisine ait bir öğe olarak görmek ya da çıkar ilişkisi ile birleştirmek moda olmuş.

Biz ne zaman bu hale geldik?

Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var. İnsan sevgisini yok ediyor.

Bir kedi veya köpeğe sahip olmayı onu beslemeyi yeğliyor.

İnsanlıktan uzaklaşıyor.

Allah yardımcımız olsun…

Yeni dünya düzeni bu ise ben yokum…

QOSHE - Ölmekten korkan ihtiyarlar, yaşamaktan korkan gençler arasında - Taner Tümerdirim
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ölmekten korkan ihtiyarlar, yaşamaktan korkan gençler arasında

15 2 5
20.08.2022

Bembeyaz dağlar uzaktan gülümsüyor… Zirve altında kar beyazın kaybolduğu çizgi yeşile dönmüş… Yeşil beyaz ahenkli bir biçimde dağın yamaçlarından aşağı doğru akmış… Belli belirsiz bir dağ evinin silueti ve bacasından çıkan dumanın dans ederek gökyüzüne yükselmesini izliyorsunuz… Araç çamlarla çevrili dağ yolunda ilerlerken genzinize ilk yazın müjdesi olan çiçek kokuları doluyor. Çam ağaçlarının altında yeşeren kardelenler sarı ve mor renkleri ile etrafı süslemiş… Parke yolun iki tarafında döşeli yarım kanallarda berrak bir kar suyu aşağılara doğru süzülüp gidiyor… Tepeye çıkınca virajın kenarındaki düzlükte mola verip geride kalan yolu, önümüzde uzanıp giden ormanları, giderek yakınlaştığımız hatta bir kısmı aşağılarda kalan sis bulutlarını seyrediyoruz. Biliyoruz ki, yukarıda barakanın orada kar çiğnerken, bir ay sonra uzakta zorlukla seçilen denizin dalgaları ile kucaklaşıp kumsala uzanacağız.

Yaşamak, her şeye rağmen güzel diye düşünüyoruz.

* * *

Tüm ömrüm yaşamaktan korkan gençleri ikna etmeye çalışmak ve ölümden korkan bu nedenle yaşamı unutmuş yaşlıları sokağa çıkarmaya çalıştığım yaşlılar arasında geçti. Bir odanın küçük bir köşesine sığınıp; korunduğunu düşünen, dış dünya ile ilişkisini kestiği için her hangi bir hastalığa yakalanmayacağına inanan, çocuklarını da kendisi gibi yetiştiren ebeveynler........

© Yeni Mesaj


Get it on Google Play