"Milli olmadan dini olmak", ulus kavramını parçalayan, aynı topraklar üzerinde yaşayanlar arasında bölünme ve parçalanma tohumlarını körükleyen bir kavramdır.

Eğer milli değerleriniz olmaz ise manevi değerleriniz olamaz.

Bu iki kavram birbirini tamamlayan bir 'puzzle'ın parçalarıdır.

Çanakkale ve Kurtuluş Savaşını incelediğinizde, Amerikan İç Harbinde, İkinci Dünya Savaşında bu kavramı çok net görürüz. İnsanlar önce milli olmaya ve milli ordularını kurmaya, milli bir duruş sergilemeye çalışmışlar, ölüm sonrası hayata inandıkları için gözlerini kırpmadan canlarını ortaya koymuşlardır.

Anlaşılacağı gibi milli olmak her zaman ön plana çıkmış; her din, kendi inananlarına yol göstererek onlara cennet ve cehennemi anlatmaya; dünyada başkalarına ve özellikle de dünyanın öz kaynaklarına zarar vermeden yaşamayı öğretmeye çalışmıştır.

***

Son günlerde sosyal medyaya düşen haberler şeriat özlemi çekenlerin, kendi görüş ve düşüncelerinin doğruluğuna inanarak her dönemde insanlığı bölmeye çalışan ve din devleti kurmaya çalışanların boş durmadıklarını; inanç üzerinden yürüyerek kendi çıkarlarına hizmet etmeye devam ettiklerini gösterdi.

Dindar olmak, manen kabul edip üyesi olduğu Allah yolunda ibadet etmek, insanı kâmil olmak için başkalarına kötülük etmeden yaşamak; iyiliği düstur edinmek elbette her insanın hakkıdır. Ancak özgürlüğü elinden alınmış bir insanın İslam devleti hayaliyle, merkez seçtiği bir yerde sadece dini kurallar ile yaşaması da mümkün değildir.

İslam, her şeyden önce bir hoşgörü dinidir. Her türlü ayrımcılığa karşıdır.

Tasavvufta bunun anlamı "Senin dinin sana, senin dinin bana" şeklinde yorumlanmaktadır. Ayni dine inanıp, ibadetini farklı biçimde uygulayanlar için de "Sizde bir türlü, bizde bir türlü" anlayışı yerleşik olarak kullanılan bir yorumdur.

***

Şimdi gelelim meselenin özüne…

Konya her dönemde önemli bir kent olmuş, dini argümanları ile gündeme gelmiştir. Nedense sessiz sedasız Kent Ormanında 16 ülke ve 45 ilimizden yaklaşık 2500 kişi ile İslami usullere uygun bir İslam ülkeleri izcilerinin katıldığı bir kamp yapıldı.

Bizim eski hastalığımız olan izcilik, çocuk ve gençleri öncelikle iyi vatandaşlar ve iyi insanlar olarak yetiştirmeyi amaçlamış, milli ve milletlerarası bir hareket olup; yaşamımızın 60 yılını gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı izcilik teşkilatlarının aktivitelerinde tükettiğimiz insanlığa hizmeti şiar edinmiş bir kurumdur.

Dünya izcilik hareketinin fikir babası olan General Baden Powell, çocukları ve gençleri doğada yaşamaya davet ederek önceleri askerlik mesleğine katılacak olanlara farklı bir yaklaşım kapısı açmıştır. Düzenlediği kamplarla onların doğa içinde macera duygularını tatmin etmeyi; yağmura, çamura, çevresindeki doğaya uyum sağlamaya ve yaratılan güzellikleri tanıyıp saygı duymaya, kendi kendine yeterli bireyler olmaya, her türlü kötü alışkanlıktan uzak durmaya yönelik davetlerde bulunmuştur.

Tıpkı Atatürk gibi "Tabiata saygı aklın icabıdır" demiş, "Tanrı'ya inanmayan insanların iyi birer izci olamayacağına, bir yanının eksik kalacağına" dikkat çekmiştir. Bunun için de izcilere dini bir adres göstermemiştir.

Bugün 30 milyon çocuk ve genç sadece onun kurduğu yapıdaki kuralları kabul etmiş olarak Dünya İzci Hareketinin parçasıdır. 1907 yılından beri varlığını sürdüren hareket; farklı dinlerden izcilerin bir araya geldiği 30-40 bin kişilik, her dört yılda bir farklı bir ülkede yapılan izci kamplarında bir araya gelmektedirler.

Dikkatinizi çekmek isterim ki, bu buluşmalar her din ve inanca açık olup, birinin diğerinin üstün olduğu şeklindeki propagandalara izin vermez. Her din; kamp alanında kendi ibadetgâhını kurar, ibadetini yapmakta serbesttir. Sadece sapkın inançlara izin vermez.

Bu açıklamamalarım karşısında tepki gösterenler; yapılan işin bir izci kampı olduğunu iddia edenler çıkacaktır. Ancak biliyoruz ki bunun yapılması sadece ve sadece Milli İzcilik yapımız bozulduktan sonra uzun bir süredir Diyanet ile işbirliği yapan işgüzar izcilik görevlilerinin kendilerini kabul ettirme ve gövde gösterisi yapmalarının bir sonucudur.

Dediğim gibi; izcilik milli bir harekettir. Onu sadece bir dinin propaganda aracı haline getirirseniz, hizmet edecek pek çok çocuk ve genci dışarıda bırakır, bu işin duayenlerini dışlarsanız yapılan iş Müslüman Kardeşler hareketinin bir parçası olur ve evrensel kabullenilmeyi yok eder.

Lütfen dikkat! Her konuda olduğu gibi milli olmadan örgütleyeceğiniz bir gençlik Türkiye'yi hangi konuda olursa olsun savunamaz. Aklı kullanmak, bilime güvenmek, gücü elinde bulunduranların öncelikli görevidir.

QOSHE - Milli mi, dini mi? - Taner Tümerdirim
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Milli mi, dini mi?

12 2 1
16.08.2022

"Milli olmadan dini olmak", ulus kavramını parçalayan, aynı topraklar üzerinde yaşayanlar arasında bölünme ve parçalanma tohumlarını körükleyen bir kavramdır.

Eğer milli değerleriniz olmaz ise manevi değerleriniz olamaz.

Bu iki kavram birbirini tamamlayan bir 'puzzle'ın parçalarıdır.

Çanakkale ve Kurtuluş Savaşını incelediğinizde, Amerikan İç Harbinde, İkinci Dünya Savaşında bu kavramı çok net görürüz. İnsanlar önce milli olmaya ve milli ordularını kurmaya, milli bir duruş sergilemeye çalışmışlar, ölüm sonrası hayata inandıkları için gözlerini kırpmadan canlarını ortaya koymuşlardır.

Anlaşılacağı gibi milli olmak her zaman ön plana çıkmış; her din, kendi inananlarına yol göstererek onlara cennet ve cehennemi anlatmaya; dünyada başkalarına ve özellikle de dünyanın öz kaynaklarına zarar vermeden yaşamayı öğretmeye çalışmıştır.

***

Son günlerde sosyal medyaya düşen haberler şeriat özlemi çekenlerin, kendi görüş ve düşüncelerinin doğruluğuna inanarak her dönemde insanlığı bölmeye çalışan ve din devleti kurmaya çalışanların boş durmadıklarını; inanç üzerinden yürüyerek kendi çıkarlarına hizmet etmeye devam ettiklerini gösterdi.

Dindar olmak, manen kabul edip üyesi olduğu Allah yolunda ibadet etmek, insanı kâmil olmak için başkalarına kötülük etmeden yaşamak; iyiliği düstur edinmek elbette her insanın hakkıdır. Ancak özgürlüğü elinden alınmış bir insanın İslam devleti hayaliyle, merkez seçtiği bir yerde sadece dini kurallar ile yaşaması da mümkün değildir.

........

© Yeni Mesaj


Get it on Google Play