Etiketli yıllar… |
Herkes pahalıktan şikâyetçi.
Ben değilim.
Ben daha çok iyi bir otokontrol sistemi kurulamamış olmasından şikâyetçiyim. Doğrusu kim düşünmüş bilmiyorum ama eskiden çarşıda pazarda özel fiyat etiketleri vardı. Bu etiketlerin üzerinde malın cinsi, alış ve satış fiyatı, hangi yerde üretildiği yazardı.
Böylece çalı fasulyesini Ayşe Kadın diye satamazlar, Manyas peynirinin değerini farklı yazamazlardı.
Bizde çarşı pazar işleri iyicene zıvanadan çıktı. Özellikle yurt dışından gelen ürünlerde piyasaya girince etiket yönetmeliği falan bir işe yaramaz oldu.
Maalesef sahtekârlık ve yeni deyimi ile tağşişli gıda satışları, sahte içecekler, birkaç günde üretilen peynirler, çift sarılı yumurtalar, patates katkılı kaşarlar aldı yürüdü. En feci tarafı ise eskilerin deyimi ile "at izi, it izine karıştı" Dana diye aldığınız et nallı kuzu çıkıveriyor.
Eskiden ekmekte bile fırının adı yazılı etiketler olurdu. Gramajından vaz geçtik, ekmek kusurlu çıkarsa hangi fırının malı olduğu belli olur, gidip kavganızı yapardınız. Şimdi içinden tırnak çıkanlar, jilet çıkanlar, iplik çıkanlar bile var. Kim ne derse desin gıda denetimi günümüzde en önemli sorunların başında geliyor. Bu işler için özel ekipler kurmaları gerekiyor.
Ahlak ve vicdanın bittiği yerde denetimden söz edemezsiniz.
........