Bilinmeyene doğru… |
Bir damla sudan ibaret olan insanoğlunun, büyüdükçe kendini vazgeçilmez sayması, dünyaya geliş nedenini unutması, yoldan çıkması, elindeki gücün vaz geçilmez ve tükenmez olduğunu düşünmesi bana her zaman ilginç gelmiştir.
Ertesi günü ne olacağını bilmeyen, bildiği şeyleri unutacağını unutan, elindeki zenginlikleri kaybedip bir zamanlar hükmettiklerinin yanında hizmetkâr olacağını anlamayan, yaratanın büyüklüğü karşısında titremeyen ve en önemlisi düşünmeyen bir varlık olarak yaşadığını fark etmeyen kimliği ne yazık ki birer ibret tanımlamasıdır.
Öğrendiğimiz, bazen insanların iyiliği için, bazen kötülüğü için kullandığımız "zeka" denilen bilinmezin koridorlarında dolaşırken; bunca bilgi ve becerinin öldükten sonra nereye gittiğini düşünmemek elde değil. Öyle ya, akıl ve zekada dahi olarak gösterilen; her türlü sorunun çözümünde akıl veren, yapılan akıl başvurusunda başkasının düşünemediği şeyleri akledenler bize her zaman insanların farklı yaratıldığını ispatlamıştır.
Yazılan; akıldakilerin kâğıt dediğimiz cansız varlığa birkaç damla is ile kaydedilen ve divitlerin aracı olduğu sözcüklerin toplandığı kitapların yüz yıllara meydan okuduğunu biliyoruz. Ateş su veya toprak eğer onu bir şekilde yok etmez ise bir köşede okurunu bekliyor. Kitapların,........