Güller vuslata yürürken
Haydar Hoca'dan öğrendiğimiz hayat anlayışı, dünyaya sığdırılmış bir başarı hikâyesi değildi. O hayat, kulun kendi kurduğu bir düzen değil; Cenab-ı Hakk'ın kulundan murat ettiği hayatın idrakine varma hâliydi. Merkezinde insanın değil, Allah'ın olduğu bir kulluk şuuru… Dünya, uğruna yaşanacak bir hedef değil; ahirete hazırlanılacak bir imtihan alanıydı. Ölüm ise bir kayıp değil, asıl yurda dönüşün kapısıydı.
Haydar Hoca bu şuurla bir ömür insan yetiştirdi. Kendi ifadesiyle "sevdam" dediği gençlerdi onlar. Bir gül bahçesi gibi özenle büyüttüğü, irfanla suladığı, ahlakla beslediği güller… Zamanın rüzgârında savrulmayan, kökünü derine salmış, rengini ve kokusunu muhafaza eden güller…
Bugün o gül bahçesinin güllerinden birini, Muhammed kardeşimizi, Hakk'a uğurladık. Dilimiz "veda" demeye alışkındı belki ama gönlümüz başka bir hakikate şahitlik ediyordu.........
