Küresel sömürü ve Türkiye

Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde yayımlanan 31-07-2001 tarihli yazısıdır

Doğu ve Batı medeniyetlerinde din faktörünün birbirinden son derece farklı bir şekilde algılandığı ve de yaşandığı bir hakikattir.

İslam medeniyeti dine hizmet etmeyi bir vazife telakki ederken, Batıda din maddi çıkar temini için bir basamak olarak algılanmıştır.

Ortaçağ boyunca ruhban sınıfının Avrupa insanı üzerinde sarsılmaz bir hakimiyeti olmuştur. Bilhassa 910 yılında İtalya'da kurulan Cluny manastırı, ruhbanların ve Papalığın otoritesini kuvvetlendirirken, diğer yandan da misyonerlik faaliyetlerinin ilk temellerini atıyordu.

Bu Cluny'ler Endülüs Müslümanları arasına fitne sokulmasını, bu şekilde Endülüs'ün çözülmesini temin ettiler. Bu hususta müsteşrik M. Watt şu itirafı yapıyor:

"Endülüs'te Müslümanların kültürel üstünlüğü karşısında ezilen ve çoğu rahiplerden oluşan oryantalistler kendi halklarına her şeye rağmen Hıristiyanlığın üstün olduğunu gösterebilmek için İslam imajını çarpıttılar".

İslam imajını çarpıtmak suretiyle İslam'ı karalayıcı eserler kaleme alan Cluny rahiplerinin başlattığı bu hareket daha sonra Hıristiyan dünyasında taraftar bulmuş ve 18 ve 19. yüzyıllarda müsteşrik ve misyonerlik bir ilim dalı haline gelmiştir.

Burada dikkat çekici olan Hıristiyanlığa........

© Yeni Mesaj