menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kültürel bağımsızlığın zarureti

11 18
22.01.2026

Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde yayımlanan 31-05-2011 tarihli yazısıdır

Bir milletin hayatında, en az silahlı işgal kadar tehlike arz eden hadise; kültür tahribatıdır. Kültürel işgal de diyebileceğimiz bu durum ülkeleri top, tüfek kullanmadan teslim almanın bir şeklidir.

Kültür, en geniş manada asırlar boyu süzülerek gelen inanç, gelenek, örf, adet, musıki, folklor gibi değerlerin birikimidir.

Bu noktadan bakıldığında kültürel bağımsızlık bir milletin kendi kimliğiyle ve değerleriyle varlığını devam ettirmesi için en gerekli unsurdur. Ve milletleri yok etmek, sömürgeleştirmek için uygulanan en etkili metod yine kültürel bağımsızlıklarını yok etmektir.

Bu hakikati tarihte Endülüs yaşamıştır.

Bilindiği gibi Endülüs, Hıristiyan Avrupa'nın yanıbaşında kurulmuş mükemmel bir İslam medeniyeti idi. Bu medeniyetin ulaştığı üstün seviyeyi, şu misalle anlayabiliriz.

Endülüs'te büyük konaklarda ısıtma, kömür veya odunla ısıtılan depolardaki suyun borular vasıtasıyla evin dört bir yanını dolaşması sayesinde sağlanıyordu.

Yani bu günün kalorifer tesisatı 8. yüzyılda Endülüs Müslümanlarının evlerinde kullanılmaktaydı.

Peki, ne oldu da bu medeniyet acı bir hezimete maruz kaldı? Endülüs'ün yıkılmasında hukuki, siyasi, askeri pek çok sebep olmakla beraber kültürel ve dini yozlaşmanın etkisi son derece önemlidir.

Müslümanları İspanya'dan atmak için faaliyete geçen Hıristiyan alemi ve bilhassa Cizvit misyonerler, Müslümanları İslamiyet'ten uzaklaştırmak ve Hıristiyanlığa ısındırmak için gayret göstermekteydiler.

Netice olarak, aristokrat kesim başta olmak üzere halk arasında Hıristiyan adetleri, gelenekleri ve hayat tarzı ciddi şekilde benimsenmeye başlandı.

Endülüs'te, şenlikler, düğün törenleri, giyim-kuşam vs. sosyal........

© Yeni Mesaj