Şii mi, Sünni mi? Asıl soru bu mu?
Ortadoğu'da yaşanan her kriz, yalnızca askeri ya da siyasi bir mücadele değildir. Bu coğrafyada savaşlar çoğu zaman zihinler üzerinden yürütülür. Silahlar cephede konuşur; ancak asıl mücadele toplumların iç dengelerinde, inanç dünyasında ve kimlik algısında verilir. İşte mezhep meselesi de yüzyıllardır bu büyük mücadelenin en hassas alanlarından biri olmuştur.
İslam dünyasının en zayıf noktalarından biri, tarih boyunca mezhep ayrılıkları üzerinden yürütülen bölme politikalarıdır. Bu durum yeni değildir. Nitekim İngiliz istihbaratçı Humphrey'nin Hatıraları olarak bilinen kaynakta, İngiliz sömürge aklının Osmanlı coğrafyasında bir Sünni-Şii çatışması çıkarmak için yoğun çaba harcadığı açıkça ifade edilmektedir. Ancak o dönemde bu girişimlerin büyük ölçüde başarısız olduğu görülür. Bunun en önemli nedeni, toplumun henüz bu ayrışmayı taşıyacak ölçüde parçalanmamış olması ve devlet aklının bu tuzağı fark edebilmesidir.
Bugün ise tablo daha farklıdır.
Son yıllarda özellikle İslam coğrafyasında yaşanan gelişmeler, mezhep meselesinin yeniden ısıtıldığını ve bilinçli şekilde derinleştirildiğini göstermektedir. Toplumların eğitimden uzaklaştırılması, dinî bilginin yüzeyselleştirilmesi ve kimliklerin dar kalıplara sıkıştırılması, bu süreci hızlandırmıştır. Bunun sonucu olarak hem Türkiye'de hem de diğer İslam ülkelerinde zaman zaman tehlikeli gerilimler ortaya çıkmış, toplumlar kendi içinde ayrıştırılmaya çalışılmıştır.
Daha da dikkat çekici olan ise günümüzde yaşanan jeopolitik krizlerin bu zemine oturtulmak istenmesidir. ABD-İsrail ekseninin bölgede........
