Para imparatorluğu çökerken |
Bir devlet ne kadar çok tehdit ediyorsa, o kadar güç kaybediyordur. Tarih boyunca bu kural hiç değişmedi. Bugün ABD'nin Venezuela'dan Ortadoğu'ya uzanan hoyrat müdahalelerini; güçlü bir imparatorluğun özgüveniyle değil, çözülmekte olan bir düzenin panik refleksleriyle okumak gerekir. Aslan kükreyerek hükmeder; köşeye sıkışan ise saldırır. ABD uzun yıllar boyunca dünyayı iki temel araçla yönetti: para ve silah. Dolar, küresel ticaretin ana damarı haline getirildi; bu sistemin kabul görmesi için de askerî güç devreye sokuldu. Para geçerli olsun diye silah konuştu, silah konuşsun diye para basıldı. Böylece dolar, yalnızca bir para birimi değil; bir egemenlik aracına dönüştü.
2000'li yılların ortasından itibaren dolar merkezli sistemin sorgulanmaya başlaması tesadüf değildir. ABD gerçekte para üretmemekte, parasını ihraç etmektedir. Kâğıdın para olabilmesi için arkasında bir karşılık gerekir; bu karşılık emektir, üretimdir, alın teridir. Ancak ABD bu emeği kendi halkından değil, dünya insanlığının emeğinden ve üretiminden devşirmektedir. Dolar; Asya'da üretilen malın, Afrika'da çıkarılan madenin, Latin Amerika'da dökülen alın terinin üzerine basılarak değer kazanmaktadır. İşte bu yüzden dolar, ekonomik bir araçtan çok küresel bir sömürü mekanizmasıdır.
Bu hakikati ilk kez açık ve sistematik biçimde dünyaya ilan eden isim Prof. Dr. Haydar Baş olmuştur. 2005 yılında düzenlenen Uluslararası 1. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, yalnızca bir akademik toplantı değil; dolar merkezli küresel düzene karşı yapılmış tarihî bir fikrî deklarasyondur. Bu kongrede ortaya konulan tez........