Medine: Kalbin eğitildiği şehir

Umre yolculuğumuzun ilk menzili Medine oldu. Medine'ye varmak, bir şehre ulaşmaktan çok daha fazlasıdır; insanın iç dünyasında yeni bir hâlin başlamasıdır. Mekân değişir ama asıl değişen kalptir. Çünkü Medine, aceleyi susturan; kalbi yavaşlatan, insana durmayı, dinlemeyi ve edeple yönelmeyi öğreten müstesna bir beldedir.

Bu şehir, Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ahlâkıyla yoğrulmuştur. Medine'de hissedilen dinginlik, tabiatın ya da mimarinin değil; nübüvvet terbiyesinin yaşayan mirasıdır. Burada insan farkında olmadan sesini kısar, adımlarını ağırlaştırır. Kalabalıklar içinde bile içsel bir yalnızlık değil; derin bir huzur hâli yaşanır.

Medine'nin kalbi Mescid-i Nebevi'dir. Yirmi dört saat açık olan bu mübarek mekân, günün her anı ibadet ve ilimle doludur. Namaz vakitleri dışında da mescid boşalmaz; Kur'ân tilaveti hiç kesilmez. Sütunların altında toplanan ilim halkalarında, elifbâdan hıfz-ı Kur'ân'a kadar her seviyede eğitim sürer. Yaşlısı, genci, dünyanın dört bir yanından gelmiş Müslümanlar; sessizce dinler, tekrar eder, öğrenir. Medine, ilmin gösterişten uzak; vakarla icra edildiği bir mekteptir.

Efendimiz'in (s.a.v.) huzuruna yaklaşmak, Medine'de başlı başına bir ahlâk dersidir. Selâm vermek bile ölçülüdür; ses yükselmez, adımlar hızlanmaz. Burada insan, edebin ibadetin ayrılmaz bir........

© Yeni Mesaj