Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-8 İnsan Merkezli Ekonomi: Yeni Dönemin Anahtarı

Bugün dünya ekonomisinin en temel sorusu şudur: Ekonominin merkezinde kim var? İnsan mı, yoksa sistem mi?

Uzun yıllardır küresel ekonomik düzen, üretim ve finansal büyüme rakamları üzerinden başarı hikâyeleri yazmaktadır. Ancak aynı dönemde milyonlarca insanın hayatı giderek zorlaşmaktadır. Çünkü büyüyen ekonomi, büyüyen insan refahı anlamına gelmemektedir. Bugün dünya nüfusunun önemli bir bölümü, kendi ülkesinde dahi ekonomik güvencesizlik yaşamaktadır. Uluslararası veriler, 700 milyondan fazla insanın aşırı yoksulluk sınırında yaşadığını göstermektedir. Avrupa'da her beş kişiden biri yoksulluk riski altındadır. ABD'de evsiz sayısı 650 binin üzerine çıkmış, çalışan yoksullar kavramı gelişmiş ekonomilerde dahi sıradan bir gerçeklik haline gelmiştir. Birçok ülkede asgari ücretle çalışan insanlar, tam zamanlı çalışmalarına rağmen kira ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Emekliler uzun yıllar verdikleri emeğin karşılığında huzurlu bir yaşam sürememe kaygısı yaşamakta, gençler ise eğitim alsalar bile geleceklerini güven içinde görememektedir.

Kapitalist sistemin çarkları, üretimi ve finansal büyümeyi artırırken insanın huzurunu aynı ölçüde artırmamıştır. Bugün milyonlarca insan, kendi ülkesinde dahi ekonomik sistemin dışında kalmış hissi yaşamaktadır. Bir başka ifadeyle, insan kendi vatanında ekonomik anlamda özyurdunda garip hale gelmiştir. Gelir dağılımındaki bozulma ve sosyal güvencelerin zayıflaması, geniş kitleleri adeta sistem içinde "parya" konumuna sürüklemiştir. Bu tabloya küresel kırılganlıklar da eklenmektedir. Enerji kaynakları üzerindeki rekabet, bölgesel savaşlar ve ticaret gerilimleri; dünya ekonomisini daha belirsiz bir hale getirmektedir. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve tedarik zinciri krizleri, yalnızca devletleri değil; doğrudan bireylerin hayatını etkilemektedir. Artan kira, gıda ve yaşam maliyetleri; orta sınıfın dahi gelecek güvenliğini zayıflatmaktadır.........

© Yeni Mesaj