Atatürk’ün devlet aklı bugün ne söyler?

Bir devletin gerçek gücü, kriz zamanlarında verdiği reflekslerle ölçülür. Bu refleksler rastlantı değildir; arkasında bir devlet aklı, bir strateji ve bir gelecek tasavvuru vardır. Türkiye'nin bugün yaşadığı ekonomik sıkışma ve çevresinde derinleşen bölgesel krizler, bizi ister istemez şu soruya götürüyor: Bu tabloyu doğru okuyor muyuz?

Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına bakıldığında, bugünkü şartlardan çok daha ağır bir tabloyla karşılaşırız. Savaşlardan çıkmış, kaynakları tükenmiş, borç yükü altında bir ülke… Üstelik dünya, 1929 Büyük Buhranı'nın eşiğindedir. Böylesi bir ortamda klasik devlet refleksi, vergiyi artırmak ve halkı daha fazla sıkmaktır. Ancak Mustafa Kemal Atatürk farklı düşündü. O, üretimi boğarak ayakta kalınamayacağını gördü.

Aşar vergisinin kaldırılması, yalnızca ekonomik bir düzenleme değildir. Bu adım, Atatürk'ün devlet aklının özüdür. Üretmeyen bir milletin vergi de veremeyeceğini, üretimin önünün açılması hâlinde devletin de güçleneceğini öngörmüştür. Nitekim öyle oldu. Çiftçi üretime döndü, kırsal canlandı, devlet gelirleri arttı ve Türkiye bütçe fazlası verdi. Üstelik bu, dünyanın ekonomik olarak çöktüğü bir dönemde gerçekleşti.

Bugün ise tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız. Kazansa da kazanmasa da vergiye mahkûm edilen esnaf, üretimden kopan çiftçi, ayakta kalmakta zorlanan sanayi… Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu........

© Yeni Mesaj