Asıl soru şu: İşçi neden hâlâ mağdur?

Bir 1 Mayıs'ı daha geride bıraktık. Adı "işçi bayramı" olan bu gün, ne yazık ki hafızalara bir bayramdan çok bir gerilim, bir çatışma ve bir mücadele günü olarak kazınmış durumda. Özellikle Taksim Meydanı başta olmak üzere birçok şehirde yaşanan müdahaleler, gözaltılar ve sokak görüntüleri, meselenin özünden ne kadar uzaklaşıldığını bir kez daha gösteriyor. Oysa 1 Mayıs, işçinin emeğinin takdir edildiği, üretimin kıymetinin teslim edildiği ve toplumsal barışın pekiştirildiği bir gün olmalıydı. Bir bayram gününde meydanların değil barikatların konuşulması, meselenin kutlama değil kriz olduğunu gösterir.

Soruyu açık sormak gerekir: Neden her 1 Mayıs'ta aynı tabloyla karşılaşıyoruz? Çünkü işçinin problemi çözülmemiştir. Eğer bir sistem, kendi üretici gücünü yani işçisini memnun edemiyorsa, orada her bayram potansiyel bir krize dönüşür. Çünkü mesele sadece bir günün kutlanması değildir; mesele, o günün arkasındaki birikmiş sosyal ve ekonomik gerilimdir. İşçi sadece ücret talep etmez. İşçi, adalet ister. İşçi, onur ister. İşçi, geleceğe güvenle bakmak ister.

Fakat bugün hâkim olan ekonomik sistemlere baktığımızda, ister kapitalizm, ister sosyalizm, ister liberalizm olsun; ortak bir gerçek karşımıza çıkıyor.

İşçi sistemin merkezinde değil, çoğu zaman yükünü taşıyan ama karşılığını tam alamayan bir unsur olarak kalıyor. Kapitalizm üretir ama adaleti ihmal eder; sosyalizm dağıtır ama sürdürülebilirliği zayıflatır; liberalizm büyütür ama dengeyi koruyamaz.

İşçi, üretim zincirinin en........

© Yeni Mesaj