Yetersizlik gerçek değil, öğrenilmiş bir inanç |
Bir çok insan, kendisini yetersiz gördüğü ya da yetersiz olduğuna inandığı için endişe, özgüven sorunları ve çeşitli psikolojik sıkıntılar yaşar; bu durum hem benlik algısını hem de yaşamdan aldığı doyumu olumsuz etkiler. Oysa yetersizlik çoğu zaman nesnel bir gerçeklikten çok, kişinin kendisi hakkında zamanla geliştirdiği bir inançtır. Bu inanç genellikle erken yaşam deneyimleriyle şekillenir; sürekli eleştirilmek, aşırı beklentilere maruz kalmak ya da başkalarıyla uygunsuz biçimde karşılaştırılmak, kişinin kendini eksik algılamasına zemin hazırlar. Zamanla birey, bu inancı doğrulayan örneklere daha çok odaklanırken, aksini gösteren olumlu deneyimleri fark etmez ya da değersizleştirir. Böylece yetersizlik, kişinin kim olduğu değil, kendisine nasıl baktığı ile ilgili öğrenilmiş ve sürdürülen bir algı hâline gelir.
Yetersizlik kalıcı bir özellik değil
Oysa yetersizlik, somut ve ölçülebilir bir gerçeklik değildir; zihnin ürettiği, duruma ve ölçüte göre değişen soyut bir değerlendirmedir. Yetersizlik, nesnel bir varlık değil, kişinin kendisiyle ilgili oluşturduğu bir anlamlandırmadır. Aynı kişi, aynı özellikleriyle bir ortamda "yetersiz" hissederken........