Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı
Sonunda bunu da gördük. Bir devlet başkanı ve eşi, tüm dünyanın gözü önünde kaçırıldı ve yargılanmaya başlandı.
İlk duruşma gerçekleşti, Venezuela Devlet Balkanı Maduro, kendisine yöneltilen suçları reddetti ve "savaş esiri" olduğunu belirtti. Mahkeme 17 Mart'a ertelendi.
Bir devlet başkanının bu şekilde kaçırılıp, yargılanması uluslararası hukuka göre suçtur, tam anlamıyla zorbalıktır.
Uluslararası hukuku ayaklar altına alan ABD, bu yanlış temel üzerine hangi hukukla yargılama yapacak? Hukuksuzluk ve zorbalık temeli üzerine bir adalet inşa edilemez.
İşin garip tarafı, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Gazze'de uyguladığı katliamlar sebebiyle İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında tutuklama kararı vermişti. Buna rağmen Netanyahu defalarca ABD'ye gitti ve tutuklanmadı.
Trump'ın hukuk hassasiyeti olsaydı, UCM'nin bu kararını uygulardı. ABD, Maduro hamlesiyle tüm dünyaya şu mesajı vermiş oldu: Uluslararası hukuku takmam, sadece ABD'de değil, tüm dünyada benim hukukum geçerlidir.
Diğer bir ifadeyle ABD, kaybettiği "tek kutuplu dünya" hedefine yeniden ulaşmanın gayretlerini ortaya koyuyor.
Peki, Maduro'ya hangi suçlamalar yöneltilitor? ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve eşi Cilia Flores'in New York'a getirildiği gün sosyal medya platformu X üzerinden bir mesaj paylaşmış ve çifte yöneltilen suçları açıklamıştı. Buna göre Maduro narkoterörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve ABD'ye karşı makineli ve yıkıcı silahlar barındırmak gibi suçlarla itham ediliyor.
Şu bir gerçek ki, Trump'ın derdinin uyuşturucu ile mücadele olmadığını herkes biliyor. Eğer bir ülkeyi uyuşturucu ticaretiyle suçlayacaksa önce aynaya bakmalı.
Trump'ın asıl hedefi, Venezuela'da ABD'ye tam bağlı kukla bir yönetim oluşturmak ve başta petrol ve nadir elementler olmak üzere hepsini ele geçirmek.
Trump yaptığı açıklamalarda, nasıl bir güç........
