Vadedilmiş(!) toprakların kanlı sınırları |
Orta Doğu'da on yıllardır süregelen çatışma iklimi, bugün sadece askeri bir operasyonun değil, bir devletin sınırlarını genişletme ve bölgeyi yeniden dizayn etme projesinin en saldırgan safhasına tanıklık ediyor.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in son açıklamaları, aslında diplomatik kulislerde fısıldanan bir gerçeği gün yüzüne çıkardı: İsrail için bu savaş, bir güvenlik operasyonu değil, Lübnan'dan Suriye'ye, Gazze'den Batı Şeria'ya uzanan bir "sınırları yeniden çizme" operasyonudur.
Modern diplomasinin iflası ve "sözde" ateşkesler
Bölgedeki mevcut tabloya baktığımızda, karşımızda devasa bir ironi duruyor. İsrail; Gazze, Lübnan ve Suriye ile kağıt üzerinde ya ateşkes sürecinde ya da uluslararası hukukun belirlediği sınırlar dahilinde bir denge gözetmek zorunda. Ancak sahadaki gerçeklik, Smotrich'in "Buralar bizim olmalı" çıkışıyla birleştiğinde, "sözde" barış görüşmelerinin sadece bir zaman kazanma taktiği olduğu anlaşılıyor.
Lübnan sınırında yaşananlar bu durumun en somut örneği. Lübnan Cumhurbaşkanı'nın ateşkese bağlılık açıklamaları, masada diplomatik bir nezaket gibi dursa da, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sivil yerleşimleri, ambulansları ve hastaneleri hedef alması bu bağlılığın tek taraflı bir teslimiyet olduğunu gösteriyor.
Bir tarafın uluslararası hukuka uyma sözü verdiği, diğer tarafın ise bu sözü bir zayıflık işareti olarak görüp sınırlarını genişletmek için fırsat kolladığı bir denklemde barıştan söz etmek........