menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Raflara ceza, üreticiye baskı

9 0
latest

Türkiye, yaz aylarının gelmesiyle birlikte mutfağın en temel protein kaynaklarından biri olan beyaz et fiyatlarındaki artışı ve buna bağlı olarak gelişen operasyonları konuşuyor. 

Sektörün devasa 13 firmasına açılan soruşturmalar, adli kontroller, gözaltılar ve son olarak zincir marketlere kesilen 10 milyon lirayı aşkın fahiş fiyat cezaları, ekonomi gündeminin tam ortasına oturdu. 

Hükümetin fahiş fiyat artışlarını engellemek ve tüketiciyi korumak gerekesiyle attığı bu adımlar ilk bakışta olumlu bir refleks gibi görünse de madalyonun diğer yüzü, derin bir yapısal krizin sinyallerini veriyor. 

Sadece etikete bakarak ceza kesmek, adil bir yaklaşım olarak görülmüyor.

Fiyat baskısı ve can yakan maliyet çıkmazı

Bir firmanın ya da esnafın sadece fiyat artışına bakarak onu "fırsatçı" ilan etmek, adil bir ekonomik yaklaşım olamaz. 

Ticaret Bakanlığı'nın denetimleri ve kestiği cezalar iç piyasayı dengelemek adına bir gözdağı işlevi görebilir; fakat kalıcı bir çözüm sunmaktan uzaktır. 

Hakkaniyetli bir denetim mekanizmasının, fiyat etiketinden önce şirketin girdi maliyetlerini, istihdam yükünü, enerji giderlerini ve kira artışlarını masaya yatırması gerekir.

Buradaki en büyük risklerden biri, piyasa dinamiklerinin göz ardı edilerek fiyatların idari baskıyla (veya halk diliyle "sopayla") aşağı çekilmeye çalışılmasıdır. 

Beyaz et sektörü gibi yılın büyük bölümünde fiyatlarını baskılamak zorunda kalan, ancak yaz aylarında artan taleple birlikte nefes alıp kâr edebilen sektörleri tamamen sıkıştırmak, yerli üretimi baltalamaktan başka bir işe yaramaz. 

Tıpkı Bodrum'da sadece 3-4 ay turizm sezonu olan ama 12 ay boyunca devasa dükkan kiraları ödemek zorunda kalan bir esnafın durumunda olduğu gibi,........

© Yeni Mesaj