menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mutlak butlan, güç hukuku ve toplumsal muhalefet

16 0
15.05.2026

Türkiye'nin siyasi atmosferi, son dönemde sadece seçim sonuçları veya ekonomik krizlerle değil; bizzat adaletin mekanizması üzerine kurulan derin tartışmalarla çalkalanıyor. 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş ve BTP Sözcüsü Lütfullah Önder'in kamuoyunda büyük yankı uyandıran tespitleri, mevcut sistemin yapısal krizlerini ve yargının bir "güç enstrümanı" haline getirilme tehlikesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. 

Türkiye, yargı bağımsızlığı ve hukuka erişim indekslerinde hızla gerilerken, adalet artık "herkese eşit bir terazi" olmaktan çıkıp, "gücü elinde bulunduranın kılıcı" olma riskiyle karşı karşıya kalıyor.

YSK'dan HSK'ya bağımsızlık illüzyonu ve "gücün hukuku"

Lütfullah Önder'in üzerinde ısrarla durduğu ilk temel sorun, yargı kurumlarının üst yönetimindeki "tek seslilik" ve bu sesin iktidar içindeki dengelere göre şekillenmesidir. 

Özellikle Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanlık seçimleri üzerinden verilen örnek, demokrasinin teminatı olan sandık güvenliğinin hangi temeller üzerine oturduğunu sorgulatıyor.

Tartışmaların odağında artık "iktidar dışı bir irade" değil, iktidar bloğu içindeki iki farklı grubun çatışması yer alıyor. 

Bu durum, adaletin nesnel bir hakikat arayışından ziyade, bürokratik bir güç paylaşımına dönüştüğünü gösteriyor.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) yapısı, atamalar ve yargıdaki hiyerarşik düzen, bu bağımsızlık yitimini perçinleyen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. 

Hukuk, fiile (işlenen suça) göre değil, faile (kişinin kim........

© Yeni Mesaj